27 Ocak 2010

Tekel İşçilerini Destekliyorum

Biliyorsunuz zaten blogumda sağ tarafa yazmıştım. Siz de destek vermek isterseniz link budur. Beyaz yakalıyız diye kendimizi çok bi şey sanmayalım hepimizi birer emekçiyiz ve daha iyi koşullara sahibiz zannedi kendimizi kandırmayalım. hepimizi sömürülüyoruz. Bugün onlara yarın bize. Desteğinizi esirgemeyin. http://www.tekeldirenisinedestekver.com/
Not: Biri bana bu linkleri insan gibi koymayı öğretsin pls.

26 Ocak 2010

La Hora de Los Hornos

Nam-ı diğer, Fırınların saati. 1936 doğumlu Arjantinli yönetmen Fernando E. Solanas'ın 4 saat 20 dakika süren belgesel tadında filmi.
Arjanti'ni wipe outtan tanıyosanız, tangodan ibaret sanıp insanların fakir ama mutlu bir hayat yaşayıp şarkılar söyleyip danslar ettiğini sanıyorsanız, eğer, yanılıyorsunuz.
Yüzünüze tokat gibi çarpacak bu filmi Volki sayesinde ve Volki'nin çevirisiyle dün gece izleme şerefine eriştim. 3 bölümden oluşan filmin henüz 2 bölümünü izleyebildim malum hafta içi. Bu hafta 3. bölümünü de izleyeceğim.
Emperyalizmin nelere kadir olduğunu bir kez daha kendi gözlerinizle görün.
PS: Victor Jara'dan bu film sayesinde haberdar oldum. Gitar çalamasın diye Pinochet tarafından parmakları kesilen Şili'li devrimci müzisyen. Siz ister tango yapın ister sözlerindeki sihri keşfedin.

25 Ocak 2010

Mamma Mia ve Up In The Air

Cuma gecesi Mamma Mia ve Up In The Air'i izledim sırasıyla. Mamma Mia eski film biliyorum ama ben acak izleyebildim. İnanılmaz eğlenceli bir film. Bu soğuk günlerde şahane Yunan adası ve Abba çok iyi geldi doğrusu.
Up in the Air ise sinemada gitmeye değmeyecek, DVD izlenmese de ğek bir şey kaybettirmeyecek bir film benim şahsi kanaatime göre. Tabi George için izlemek de bir sebep.

21 Ocak 2010

Geçen Yıl Balat'ta

















fotoğraflar Elif ve/veya Çiğdem tarafından çekildi sanırım

İhsan Oktay Anar

İhsan Oktay Anar'ı Puslu Kıtalar Atlas'ından tanırsınız. Benim çok beğendiğim kitaplardan biridir. Dil ve tarihteki detyalara hakimiyeti ekstra etkiler beni. Eğer okumadıysanız Puslu Kıtalar Atlası'nı, ölmeden önce okunması gereken kitaplar arasında olacak kadar güzel, keyifli ve sürekleyici bir roman olduğunu söyleyebilirim.
Suskunlar'ı bu hafta işe gidip gelirken okumaya başladım. Henüz başlardayım ama Puslu Kıtlar Atlası'nda olduğu kadar beğeneceğimi ve keyif alacağımı hissediyorum. Şimdilik gidişat iyi yani. Bitirdiğimde tekrar paylaşırım görüşlerimi.

20 Ocak 2010

Avatar Atırası

Atırası da ne ola ki demeyin. Hatırası demek tabi ki de. Bilmeyenler için ek bilgi: Trakyalılar "h"leri yutarlar. sesli harflerin başına "h" getirirler. ayva yerine "hayva" demek "hayvan" yerine de "ayvan" demek gibi. Örneğin arkadaşım Haluk'a sünnet düğününde gelen harf altınlarda 10 tanesinden 8'si "A" harfiymiş. Bu konudaki örnekleri daha sonra anlatırım ben size.
İstinyepark'ın IMEX salonundaki ayvani ;) ekranda 3 boyutlu olarak izledik Avatar'ı pardan Havatarı ;) Bilet bulmak çok zor oldu Onur sağolsun günler öncesinde ayarladı bize biletleri.
Şöyle söyliyeyim Avatar kesinlikle sinema tarihine geçecek bir film. Pek çok açıdan. Sırf bu sebeple bile mutlaka izlenmesi gerekn bir film. Konu aslında yerlileri düten Amerikalıların bir başka versiyonu. Ama görseller olağanüstü. Tek kelimeyle. Olağanüstü.
Kesinlikle 3D'de izleyin. İstinyepark'ın büyük ekran da 10 numaraymış gerçekten.
Özetle gösterimden kalkmadan izleyin mutlaka. Evde DVD'de izlenecek bir film değil bu çünkü. Olsa boşuna para vermeyin derim ben size.

Londra Rehberi - 11 - Cafe Creperie

Oxford Street'te güne kahvaltı ile başlamak isterseniz veya alışveriş arasında birşeyler atıştırmak isterseniz Cafe Creperie tam size göre. Nefis krepleri var. Yalnız çok doyurucu dikkat edin tatlıya yer kalmayabilir. Benim favorim nutellalı ve çilekli olan.
Nerede derseniz Oxford Street'te Selfridges'e gelmeden The Body Shop'un yanından sağa St James Street'e sapın. Ahan da orada sağda. Starbucks'ı geçince biraz ileride. Fiyatlar da oldukça makul.
Bu ıspanaklı.

Bu da tatlı olan. Üzerinde dondurmalı. Oh olsa da yesek.

17 Ocak 2010

Londra Eventleri

geç olmadan yazayım

Tate Modern'deki Miroslaw Balka'nın "How it is" adlı eseri 5 Nisan 2010'a kadar görülebilir. Korkmayın. Sonuna kadar gidin. ben bile gidebildim. Bu ücretsiz. Kalıcı sergi de ücretsiz. Artık siz gittiğinizde geçici ne varsa ona para verirsiniz bir tek.

Tate Britain'de 31 Ocak 2010'a kadar Turner and the Masters adlı sergiyi gezebilirsiniz. Sergide Canaletto, Rubens, Rembrant ve Titian'ın eserlerini bulabilirsiniz. 12,50 pound bilet fiyatı.

Tate Modern'de 21 Şubat 2010'a kadar Independently Modern adlı sergiyi gezebilirsiniz. bu sergide Vanessa Bell, Gwen John, Ethel Malker, Laura Knight ve Frances Hodgkins'in eserlerini bulabilirsiniz.

Yine Tate Modern'de 18 Nisan 2010'a kadar Early Bacon sergisini gezebilirsiniz. İsminden de anlaşılacağı üzere Francis Bacon'un pek görülmemiş tasarımları ve fotoğraflarını görebilirsiniz.

Tate Modern'de 13 Şubat 2010'a dek Sublime isimli sergiyi gezebilirsiniz.

Tate Modern'de 22 Ocak - 3 Mayıs 2010arası Level 2'de Michael Rakowitz sergisini gezebilirsiniz.

Tate Modern'de 5 Nisan 2010'a kadar Level 5'te No Ghost Just a shell sergisini gezebilirsiniz. Bunu yazın gezmiştim ben. Fransız sanatçılar Pierre Huyghe ve Philippe Parreno 1999 yılında Annlee denilen manga karakterinin telif hakkını almışlar. ve sonrasında bu 2 sanatçı ve başka sanatçılar da Annlee üzerine pek çok eser vermişler (video, resim, heykel vs) Ama kesinlikle görülmesi gereken bir çalışma olduğunu söyleyebilirim. ben çok beğenmiştim.

Nisan 2010'a kadar Scale sergisi 3. katta gezilebilir.

Tate Modern ve Tate Britain arasında feribot var. Ama bir gününüzü ayırın her birine ayrı ayrı derim ben.

Ayrıca film gösterileri ve söyleşiler de var bolca ama üşendim artık yazmaya.

Yarının pazartesi oluşu şimdiden germeye başladı beni. ah şampanya olaydı şöyle yarı tatlı bir rose..

Londra Rehberi - 10- Regent Street

Geldik alışverişin cenneti Regent Street'e. Burası kısmen Picadilly Caddesinin paraleli. Picadilly Circus'u Oxford Street'e bağlayan cadde. Yautcha'ya da bu caddeden sağa saparak ulaşıyorsunuz misal. Buradaki H&M oldukça büyük. Daha kalsik parçalar var. Plaza bayanları sözüm size. www.zelfist.com da Elif'in anlattığı Londra alışveriş rehberindeki çoğu mağazayı burada bulabilirsiniz.
Çocuğu olanlar bu sözüm size, biraz ykarıda sağda Hamley's adlı amış oyuncakçıdan alacaklarınızla adece çocuklarınız değil siz de çok eğleneceksiniz. Ah bee amma reklam yaptım sanırsın Hamley's bana sponsor olmuş.
Adres: 188-196 Regent Street London W1B 5BT üstelik buradan alınan tax freeleri koydukları zarfa havaalanındaki tax free noktalarını gösteren haritaları da ekliyorlar.
Sakin olun herşeyi anlatacağım. Yeni öğrendiğim bir gerçek var ki 100 poundun altındaki alışverişlerinize ait tax freelerinizi işte bu regent street'teki bir lokasyondan alabiliyorsunuz.
Adı: Thomas
Adresi: 13 Maddox st. Open: 9 am-5:30 pm Monday to Friday. aaaa bi dakka ya 100 pound ve 1000 pound arasıymış ah allah bi kahretmeye havaalanında o kadar bekledim.
locationlar için web adresi: www.premiertaxfree.com
tel: + 44 (0) 845 129 8993
Terminallerde girişte var. Ayrıca pasaport kontrolünden sonra da var.
Kurt Geiger diye bir ayakkabıcı var misal Londra'ya göre ucuz ayakkabılar. Üstelik güzel de. Ted Baker var çok güzel deripostacı çantalar vardı erkekler için. 110 pound civarı idi fiyatları da.
Bu arada Oxford Street'teki Aldo'da çok yakışıklı erkeler vardı. İnanamadım. Sürekli de yenileri gelmeye devam ediyordu. Enteresan yani. Neyse öyle yani Regent Street mutlaka gezilmeli.
Ayrıca Regent Street üzerinde solda Cocoon adlı sushici var. denemedim ama güzel duruyordu.
Regent Street'e Uniqlo diye bir mağaza vardı. Ben kaale almamıştım ama alsaymışım keşke. Hem de o sırada meğer Jil Sandler tasarımları satılıyormuş içeride üstelik çok ucuzmuş. Ben ettim siz etmeyin girin gezin o mağazayı.
Londra'da zincir bir hint restauntı var. daha doğrusu şöyle zincir değil de sahipleri aynı. en ünlüsü Amaya. Michelin yıldızlı. Onu ayrı bir yazımda anlatacağım. Nefis yemekler tek kelimeyle. Ama çok pahalı. Rezervasyon da şart.
Bunlardan biri de the Veraswamy Restaurant. Regent Street'te solda biraz içeride.
Adres: Mezzanine Floor, Victory House 99 Regent Street W1B 4RS
tel: + 44 (0)20 2077 341401
öğle ve akşam yemekleri için açık sadece bilesiniz.
Merak edenler için diğeri de Chutney Mary: adres: 535 Kings Road, Chealse tel: + 44 (0)20 7351 3113 bu da öğlen ve akşam açık.
Bir de Masala Zone diye daha ucuz zincirleri var. O da 3 yerde var. Soho (Marshall Street W1F 7ER tel: 020 7287 99 66
diğeri Earls Court'ta. 147 Earls Court road SW5 9RQ tel: 020 7373 0220
Diğerini yazmamışım benim güzergahımda değil diye sanırım.Onu da google'layıp bulursunuz artık.

Londra Rehberi - 9 - Hilton London Olympia

Otel, Londra standartlarına göre temiz, odaları daha geniş fekat lokasyon olarak güzel bir yerde olsa da metro durağı itibariyle biraz sakil bir yerde. Buraya giden bir hat ve durakta. Gereksiz bir aktarmanız var yani hep fazldan. Bu sebeple tavsiye temem. 4 yıldızlı. http://www.booking.com/ dan erken tarihte uygun fiyata rezervasyon yaptırabilirsiniz. ama dediğim gibi tube sebebiyle pek tavsiye etmiyorum.
Adres: 380 Kensington High Street, London, W14 8NL
Tel: +44 (0)20 7603 3333

Londra Rehberi - 8 - Royal Academy of Arts

yazın summer exhibition'ınını gezememiştim ama bu kez Anish Kooper sergisini gezebildim. amatör bir sanatsever olarak anish Kooperın çalışmalarının beni bile etkilediğinin benim bile kendimce anlamlar çıkarmamı sağlayabildiğini söyleyebilirim. ama ne yazık kı 11 aralık 2009'da sona erdi. Ama eminim başka bir yerdeki başka bir segisini denk gelebilirsiniz başka bir zamanda :) Herneyse her Londra seyahatinizde gezecek mutlaka bir şeyler bulabilirsiniz Royal Academy'de. Picadilly Caddesi'nde Fortnum&Mason'un karşısında. The Wolseley'de bir kahvaltıdan sonra gezebilirsiniz burayı. Ayrıca arka tarafından New Bond Street'e uzanan yol bir kuyumcular cenneti. New Bond Street ise markalar cenneti. Neyse Royal Academy'nin arkasında Old Burlington sokağının köşesinde Cecconis isimli harika bir cafe/bar keşfettim. İçeri girmedim ama gerçekten harika gözüküyordu. İçerideki insanlar da öyle.


Ben ordayken patlamalardan biri oldu...
Karşıdan baktığımda bunun delik olduğunu algılayamadım. Başım döndü. Astigmatım sandım. Renk oyunu sandım. Yaklaşmaya kortum bunun boyle bir delik olduğunu anlayınca. bu kadar heycetli ve ürkütücü bir eser... vay ansını... tate modern'deki Miroslaw Balka'nın How It Is adlı eseri de tuz biber ekti bu hislerime.

Royal academy için online bilet de alabilirsiniz internet sitesinden. ayrıca Fortnum&Mson'da veya başka restaurnatlarda öğle yemeği içeren paketleri de var.

Londra Rehberi - 7 - Yauatcha

uzuuun bir aradan sonra hepinize tekrar merhaba. 2010 güzel başladı ama aralarda biraz karıştı. neyse ben ilk 15 günde 3 şişe şampanya, bol bol arkadaş sohpetleri arada scotchta sabahlama, avatar, annemin kan değerlerinin düşmesi, iş sebebiyle gözyaşı, avatar, dostlarla bol vakit, kazıkçı moral bozan falcı derken 17 günü devirdik. anlayacağınız yazmaktan çok yaşamakla meşguldüm :)
btw elifim, the ex home-mate olanın kızı oluyor ki bu harika bir haber.
dönüşümü Londra'daki favori restaurantımla yapmak istedim. Soho'da yer alan Yauatcha bir çin restaurantı. Ortakları aynı zamanda Hakkasan'ın da sahipleri. Haliyle içeridei çalışanlar ağırlıklı olarak Çinli ve Türk. Hayatınızın en güzel ördeğine hazır olun. Benim her gittiğimde mutlaka uğradığım bir yer. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Aşağıda görmüş olduğunuz default önden gelenler. Değişik bir tür salatalık ve sosları. Şahane.

son gittiğimde dim sum yemediğim için onların fotoları yok. ama ben genelde yengeç ve karides ihtiva edenleri yiyorum. Neyse burada ana yemek olarak yemeniz gereken şey crispy duck. yemekler ortaya geliyor ve bölüşüyorsunuz. şahsen ben aşağıda gördüğünüz çeyrek ördeği tek başıma yedim dim sum da yemediğim için. Siz bakın durumunuza göre artık. Bunu yedikten sonra zaman zaman aşereceğinizi, başka hiçbir ördeği de beğenmeyeceğinizi unutmayın.



Sonrasında da orkideli yeşil çay yoksa yasemin miydi neyse orkideli bir çay içtim. o da çok çok güzeldi.
Adres: 15 Broadwick Street London W1F ODL
Tel: 020 7494 8888
Gitmden önce rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim. Ancak erken giderseniz veya belli bir saatte kalkmayı gözalırsanız rezervasyonsuz da şansınızı deneyebilirsiniz.
Fiyatlar nasıl derseniz Hakkasan'a göre oldukça ucuz. Düşük Türk Lirasına göre ise pahalı elbette.
Örneğin bahsettiğim çeyrek aromatic duck 15 pound, extra lavaş ekmeği isterseniz 1.5 pound, kadeh şarap 10 pound civarı, orchid pao chung 4,30 pound. % 12,5 servis fauraya ekleniyor. Ama her kurşunu hakettiğini söyleyebilirim.
Ben bir küçük gurmeyim, diyar diya gezerim... :p

bu gördüğünüz teapotlar da 90 pound civarına satılıyorlar :( Japon centerdan aldım ben de 8 pounda :)

04 Ocak 2010

Özgür Caz ve Ötesi

Arkadaşım Volkan'ı hatırlarsınız. Hani sayesinde Açık Radyo'yu gezme fırsatı bulmuş, bir de anons yapmıştım :) Kendisinin sol dergisinde bir söyleşisi yayınlanmış. Açıkçası ben çok faydalandım ve bilgilendim. Şu kadarcık okuma ile bile caz müziğine karşı olan bakış açımın değiştiğini söyleyebilirim. Eğer ilginizi çekerse size de tavsiye ederim.

02 Ocak 2010

Bu takm annemin lise yıllarından kalma



gerçek vintage... gerçek vintage sever... bitanecik minnoş kardeşim...

Annemin Aşuresi

Bu satırları annemle birlikte yazıyoruz :) Biz geleceğiz diye bize sürpriz aşure yapmış. Üzerine de şahane narlar ayıklamış.
Şimdi annem bize tarifini anlatsın bakalım nasıl yapmış aşureyi?
"Malzemeleri:
1 bardak aşurelik buğday
yarım bardak pirinç
1 bardak nohut
1 bardak kuru fasülye
750 gr şeker
10 tane kuru kayısı
7 tane kuru incir
1 çay bardğı kuru üzüm
1 kahve fincanı kuş üzümü
1 portakal kabuğu rendesi
1 tane elma
1 çay bardağı yer fıstığı
Üzerini süslmek için;
ceviz
nar
tarçın
badem
kuş üzümü
YAPILIŞI:
Buğday ve pirinci güzelce yıkayıp suyla ıslatıp 7-8 saat beklettim.
Daha sonra suyunu süzüp tekrar 10 bardak su koyup haşladım. piştikten sonra ocağı kapattım.
fasulye ve nohutu da ıslatıp bütün gece beklettim.
sabah kalktığımda fasulye ve nohutu ayrı ayrı haşladım."
Zeynep: neden ayrı ayrı haşladın?
"biri çabuk pişiyor, nohut çabuk pişmiyor ki.
akşamdan pişirmiş olduğum buğday ve pirincin içine bir miktar daha su ilave edip tekrar kaynattım.
pişen nohut ve fasulyeyi ilave ettim.
Sıcak su ile yıkadığım kuru kayısı, incirleri küçül küçük doğradım. bir portakal kabuğunu rendeledim.
Bir elmayı küçük küçük doğradım.
kuş üzümü ve kuru üzümleri sıcak su ile yıkadım.
fıstıkları yıkadım.
incir hariç hepsini ilave ettim.
bir bardak süt kattım. bak onu unuttuk. bir bardak da süt vardı malzemelerde.
en son şekeri ve incirleri ilave ettim. incirler aşureyi karartmasın diye en son ilave ettim.
bir taşımkaynatıp söndürdüm.
kaselere koyup üzerini süsledim.
aşuremiz yemeğe hazır. afiyet olsun."
Annemin ağzından aynen yazıyorum. Anne seni ben yerim. Bu arada hergün bize bir tabak aşure yedimeye çalıştığını da hatırlatmalıyım. Az önce diyor ki dün yemediniz. Nasıl kilo vericem ben böyle?

Bunlar da yeni fotoğraf makinemle yaptığım deneysel çalışmalar :)