31 Aralık 2009

Cumartesi Gecesi KeVe

Ben gezenti kelebek olmaktan yorulmuş bir insanım. çarşamba ve perşembe faranjit sebebiyle işe gelemedim. cuma gecesi şirket yemeği vardı. cumartesi dinlenirim derken Romanya2dan gelen Ayşegül'ümlere kahvaltıya gittim. Sonra kanıma girdiler. İkitelli civarına outletlere gittik. Altınyıldız'ınkini öneririm. Çok hevesle anlatamayacağım nedense alışveriş yapma ve anlatma yetimi kaybettim bu sıra.
Sohpet muhabbet daha hoş.
Akşam da işte KeVe'ye gittik Asmalı'da. Ama ben bizimkilerden erken ayrılmak surumunda kaldım Naile'min evinde kızkıza yılbaşı partisi vardı. Aşk-ı Memnu ortamı gibi bi sürü kokoş kız hediye alışverişi yaptık eğlendik felan :)



Pazar gecesi de bildiğiniz gibi Los Vivancos'la kapattık haftasonunu ahh...ahhh....

Viva Los Vivancos

Geçtiğimiz pazar gecesi yani 27 Aralık gecesi Cemal Reşit Rey'de bir gösteri vardı. Saat 20:00'de. Gösteriyi yapan grubun adı Los Vivancos. İspanyol 7 taş gibi kardeşin flamenko gösterisi. İlkin bir şarkı söyleyerek başladılar showa. Bir kere klasik flamenko değil. Elektronik müzik aletleri hakim mevzuya. Keyboard, batari falan bile var. Bu kardeşler hem şarkı söylüyorlar, hem enstrüman çalıyorlar hem de dansediyorlar. İlkin beni sıktı show. Komik olmaya çalışan garip gösteriler de var. Allah Allah bu salon da niye bu kadar dolu falan derken aşağıda resmini gördüğünüz kişinin solosuyla gerçekten güzel bir flamenko gösterisi izlemeye ve güzel flamenko müziği dinlemeye başladık.
Sonrasındaki yine aralarda sakil showlar derken benim bu 7 kardeş arasından en beğendiğim üstsüz bir flamnko gösterisi sergiledi. O vakit ben uyuşmaya başladım zaten. Buradan sonraki eroktik olacak uyarmadı demeyin. Bir erkeğin Victoria's Secret defilesini canlı izlemesi neyse bu da bir kadın için o. Ben mekandan ayrılıp eve vardığımda bile hala heyecanlıydım sanırım. Fizikleri sanatlarının önüne geçti. Boşversenize kimin umurunda. Bir dahaki sefere en önden izlemeyen, sahneye de atlamayan ne olsun yani.
7. sınıftaki Tarkan konserinden beri böyle sapıtmamıştım :) Bu sefer yaş da büyüyünce farklı bir sapıklık oldu tabi. Anam analar neler doğuruyor.
Sonra hepsi birden üstsüz dansettiler. Resimler biraz uzak ama ben susayım onlar konuşsun. Bir dahaki sefere sakın kaçırmayın kızlar.
not: resimlerde en sağda yer alan benmkisi işte. bazıalrında da keyboard çalıyor.

Yumartaya can veren Yüce Rabbim neler yaratıyor diyerekten son noktayı koymadan önce şunu söylemek isterim ki bir noktada bunlar sağdılar seyircilerin arasına bir tanesi bize çok yaklaştı (hayır üzerine atlayabileceğim kadar değil maalesef ama kenarda oturuyor olsaydım atlardım bu da size ders olsun en ön ve kenardan bilet alınacak) biz böyle İrem'le yehoo, oley, woow diye çığrınırken (CRR'da düşünün kepazeliği) bizi farketti döndü öpücük attı. Galiba bizden hoşlanıyo :) ha haaaa

Yine Otopark Sorunsalı

şöyle bir bilgi geldi. paylaşayım dedim:
Edinilen ama detayları teyid edilmemiş bilgiye göre, İstanbul’da İSPARK işareti olduğu halde İSPARK görevlisi bulunmadığından otopark ücreti ödenmemesi halinde, park ve araç bilgileri bilgisayar kayıtlarında tutulup, ceza tahakkuk ettirilmekteymiş.
Aracınıza ceza tahakkuk ettirilip ettirilmediği, ettirildi ise kısmi detayı ve ödeme yapmak için gerekli bilgilere aşağıdaki linkten ulaşılmakta. (Aşağıdaki linke tıklayın, plaka noyu ve yandaki gizli kodu girin, kayıt bulunamadı diyorsa borç yok demektir.)
http://www.ispark.com.tr/BlackList/
2010'da otopark sorunu olmaz inşallah kimsenin. benim de önce bir arabam olur inşallah :)

Damn 2009

Eveeet!!! Geldik senin de sonuna. Bak, düşmez kalkmaz bir Allah. Hiç bitmeyeceğim sanıyorsun ama sen de bitiyorsun. Belki de senin suçun yoktur ama hayatın boktan bir dönemine denk geldiğinden ben günah keçisi olarak seni seçtim sanırım.
bu akşam da işten izin alıp erken çıkamazsam, senin son saattlerini yolda geçirirsem anlayacağım ki sorun sende. ama olsun ben de 2010'un ikinci yarısında 31 yaşıma girdiğimede şahane hayatımın içerisinde yaşımı temsilen üçün biri hareketini yapacağım sana. aklıma gelirsen tabi. ha ha....
yeni yılla ilgili beni en mutlu eden şey, tekrar umutlu olmam. umutluyum, sevgi doluyum. bunları muhafaza etmeyi başarısam herşeyin de yolunda devam edeceğini biliyorum.
ayrıca da bu kez bir değişiklik yapıp şimdiden Allah'a teşekkür edeceğim. Ne için mi aşağıdakilerle sınırlı olmamak üzere aşağıdakiler için;
- 2010'a girdiğimiz yılbaşında bana çıkan ikramiye için. Az da olsa beni mutlu etti.
- Annem sağlığına kavuştuğu için
- Maaşım ve pozisyonum arttığı için
- 5 kilo verdiğim için
- spora düzenli gidip çok fit olduğum için
- kardeşim maaşını düzenli alabildiği bir işe dahip olabildiği için
- Flamenkoya ve yelkene devam edebildiğim için
- yazki şahane yelken tatilim için
- fotoğraf çekmeyi öğrenmeye başladığım için
- dargın olduğum kimse kalmadığı için
- alışveriş yapmayı azalttığım için
- bu harika manita için (tabi ki birbirimize çok aşığız)
- bu muhteşem ve istediğim gibi para harcayabildiğim New York seyahati için (iki üst maddeyle çelişti ama olsun o genel bu özel)
- bu sefer Paris'e manitamla gelebilip harika vakit geçirdiğim için
- daha az çalışarak daha çok şey öğrendiğim, daha verimli çalıştığım, daha çok para kazandığım bu harika iş için
- dostlarımın hepsi yanımda olduğu, beni sevdiği, sağlıklı ve mutlu oldukları için,
- seni sevdiğim ve beni sevdiğin için
sana çok teşekkür ederim Allah'ım. Ve bana yukarıda saydıklarımın hepsini veremesen de sana kızacak değilim.
Bana bu yöneti öğreten sevgili arkadaşım Figen'e de buradan sevgiler.
Herşey bir yana benim için ve biliyorumki etrafımdaki pek çok insan 2009 pek çok sebeple sıkıntılı geçti. Hepimiz için dileğim 2010'un biraz olsun rahat nefes alabildikleri, başlarını yastığa huzurlu koyabilip deliksiz uykular uyuyabildikleri, mutlu ve huzurlu ve sağlıklı bir yıl olur umarım. Bunlar olduktan sonra da başarı, para, kariyer, aşk meşk de gelir zaten.
Hepimize iyi yıllar...

29 Aralık 2009

Ben bir sosyal kelebeğim

hem işler yoğun hem deli gibi sürtüyorum ayıptır söölemesi yazamıyorum. Halbuki yazacak çok şey var. Belki 3 günlük tatilde arayı kapatabilirim.

Özetle her akşam ama her akşam bir atraksiyonum var. Artık çok yoruldum gerçekten. Uzuun bir süre asosyal olasım var ama ne mümkün :)

cuma gecesi şirket yemeği vardı. cumartesi sabahı hayatımda ilk kez karabasan oldu bana. ay nasıl korktum.

ay bu da kaç sene öncesindne kalmış. artık tabi sosyal kelebeklikle alakam yok.

25 Aralık 2009

What the Bleep Do We Know?

nam-ı diğer "ne biliyoruz ki". dün yeniden adam akıllı izledim. unuttuğum bir şeyi hatırladım. izlemediğim kısmını izledim. suya bunu yapabiliyorsak kendimize neler yapıyoruz düşünün... ve de çevremizdekilere... artık kimseye kötü söz söylememeye büyük gayret sarfedeceğim. kendime özellikle. ne kadar bunalsam da. o yüzden dünden beri göbeğime yukarıda gördüğünüzü yazıyorum lacivert göz kalemimle. Sanırım bu anlama gelen bir dövme yaptıracağım gözükmeyecek bi yere. ya da tek bir küçük kalp yaptırırım belki.
her neyse ne saçmalıyor bu demeyin. kuantımı r. şanal'dan değil bir de bilimadamlarından dinleyin. what the bleep do we know belgeselini izleyin. mutlaka ama. sonra sizde kendi sıvınıza sevgi mesajı iletin.

Çok Almışız Satıyoruz

biz arkadaşlarla hep bir garage sale yapmak istemişizdir ama olmadı maalesef. bazı blogger arkadaşlar bunu bloglarından yapıyorlar (misal cadipazari.blogspot.com ve sandiktanciciler.blogspot.com bu arada ben ilk defa alışveriş yaptım ir bloggerdan, sandiktan cicilerden yani, çok memnun kaldım, tavsiye ederim size de izleidkleriniz arasına alın bence)
btw kaç gündür nederdesin derseniz, faranjit olmuşsum.
Sevgili arkadaşım Sedat bir e-mail göndermiş ve demiş ki
Çok Almışız Hadi Satalım !...
Çünkü;
Mavisi var ama bir de yeşilini…
Derken arada kilo almışız..
Zaten mutfağa sığdıramamışız!
Hiç ya da pek kullanmadan evde bekletmişiz..
Elbette kimselere vermeye de kıyamamışız!
Şimdi gelin kıyafetten kitaba, ayakkabıdan takıya, cd’den yastığa, kadehten şamdana seneler içinde biz farkında olmadan birikmiş hatta bazen etiketi üzerinde beklemiş neyimiz var neyimiz yoksa hepsini güzelce toparlayalım ve onları gönül rahatlığıyla yeni sahiplerine uğurlayalım!
Tüm almak ve satmak isteyenlere duyurulur!
27 Aralık Pazar günü bir araya geliyoruz..
Birbirinden renkli, birbirinden çeşitli ikinci elleri hem ucuza, hem de arkadaşlarımızdan alıyoruz..
Üstelik en farklı yılbaşı hediyelerini de biz seçmiş oluyoruz!
Ya da ister yalnız, ister birkaç arkadaş birleşip stand kiralıyoruz ve üstünü o en değerlilerimizle süslüyoruz..
Böylece tüm gün boyunca yiyoruz, içiyoruz, eğleniyoruz üstelik hem alıyoruz, hem satıyoruz!
biraz daha detay isteyenler buradan buyursunlar
Evet pazara az kaldı...
Amatörce başladığımız bu organizasyonda neler olacak açıkçası heyecan içindeyiz.
En ünlü gözlük markalarından chanel, dolce gabbana, roberto cavalli, christian dior vercaseden tutunda harley davidson bota,
Ayakkabı, elbise, gümüş takılar, küçük ev eşyaları, biblolar, mobilyalar, yeni yıl süsleri, hediyelik eşyalar, antikalar derken okunacak kitaplardan seçme müzikler eşliğinde bir kadeh şarapa kadar ne varsa satıyoruz.
Sedat Kumova nın özel koleksiyonundaki imzalı orjinal tabloları görebilir ve uygun fiyata sahip olabilrsiniz.
Hayallerinize sahip çıkabilmek için hep birşeyleri ertelediğinizi düşünüyorsanız, adım atabilmeniz için yaşam koçunuzda burada olacak...
Hep çok almışız birgün lazım olur bekletelim dedik bugünlere geldik, değişimin zamanı geldi artık.
Birgün yarayabileceğini düşündüğünüz gün neden Pazar olmasın.
Üşenmeyelim hadi satalım hemde arkadaşlarımıza, dostlarımıza!...
Neden olmasın biz buradayız :)
Sizler, eşiniz ve dostlarınızda neden burada olmasın… herkesi davet edebilirsiniz…
Pazar günü saat 11:00’den gece 20:00’ye Özay Servis Ekipmanları binasının giriş katında sizde olun
Amatör bir ruhla bu organizasyona kalkıştık ve hazırlıklarımızı eksiksiz yapmak istiyoruz.
Bu nedenle,Arkadaşlarımızı, dostlarımızı aç bırakmamak için ziyaret edip edemeyeceğiniz veya kaç kişi katılacağınız konusunda bize Lütfen Cevap Verin.
Tarih : 27 Aralık Pazar...
Saat : 11.00-20.00
Yer : 4.Levent Özay Servis binasının satış katı
Sanayi Mahallesi, Sultan Selim Cad. Uçar Sokak No:3/1, 4.Levent 34413 İstanbul
Kroki için : http://maps.google.com ‘a girin. 41.090066,29.004571 yazıp haritayı yakınlaştırın.
Tarif : Eski büyükdere caddesi üzerinde sanayi mahallesi girişindeki Levent hastanesinin tam arka sokağındaki binadayız.Yada büyükdere caddesinden sanayi mahallesi sultan selim caddesine girdiğinizde sağ tarafta iş bankası göreceksiniz sırtınızı işbankasına verdiğinizde karşınızdaki sokaktayız. Yada Bilek hotel’e yüzünüzü döndüğünüzde sağdaki behçet sokaktan aşağı doğru gittiğinizde sağdaki ilk sokaktayız.Yada Özay Servis nerededir diye sorun :)

20 Aralık 2009

Tantitoni Sihirli Kek

Markafoniden tantitoni'nin slikon kek kalıplarından almıştım. Cuma günü ulştılar sonunda. markafonin tek problemi siparişleri geç ulaştırıyor olması. Kalıplardan iki tanesini hemen cuma akşamı denedim. kalıpların üzerinde verilen tarifi havuç eksik olmakla birlikte yaptım.
3 yumurtayı çırptım önce. benim mikserim olmadığından (bugüne kadar ihtiyaç duymamıştım çünkü ama artık almalıyım sanırım) el blenderıyla da anı işi görebildim. aklınızda olsun yani.
sonra 1 su bardağı şeker, 1 su bardağı süt, 1 su bardağı sıvı yağ ilave ederek bayaaa bi çırptım. köpük köpük oldu artık çırpılmaktan. 2,5 su bardağı unu leyerek koydum. birinci bardaktan sonra normal un bitti ben de doygun un koydum gerisi için. yalnız onu elerken kepekler hep ayrıldı. doygun un elemek için pek ideal değil sanırım. ama sağlıklı. elemezsek de bi şey olmaz sonuçta.
1 orta boy rendelenmş havuç (ben koymadım)
2 çay bardağı tarçın (ay ben bunu 1 görmüşüm şimdi farkediyorum, neyse 1 koyunca da güzel oldu sonuçta)
kabartma tozu
vanilya
isteğe göre ceviz
180 derece ısıtılmış fırında 25-30 kadar pişirdim. sonuç aşağıda.
öncelikle deneme amaçlı farklı ölçülerde doldurdum kalıbı. tavsiyem ağzına kadar doldurun.




yanda da elifle çocukluk fotoğrafımız çıkmış çok komik.
sonuç olarak annem slikonlu kalıbın zararlı olduğunu söyledi. zaten temizlemesi de zahmetli. slikon kalıp almayın yanı bence.

18 Aralık 2009

Aşık olmuştum ben bir zamanlar...









Hayır bu kedi bizim değil, hiç olmadı :( Kendisiyle one night stand bir ilişkimiz oldu. Petshopçu Elif'e bir gece eve getirmesi için izin vermiş. Ertesi gün de satılmış. Bizimkisi imkansız aşk ama olduk bi kere ne yapalım...

İşte Doktorum Yasemin Oram'ın Önerileri ile Kullandığım Cilt Ürünlerim

Yüz yıkama jeli. Eczane kozmetiği olan Bioderma.
Toniğim... Yine eczane kozmetiği olan Avene...
Kış aylarınd akullandığım nemlendiricim yine Avene...
Bu da gece sürdüğüm kremim hem. Hem siyah nokta vs karşıtı hem de anti aging etkisi var...

Londra Rehberi - 6 - Picadilly Circus

Picadilly Caddesini bitirdiniz, e oralara kadar gitmişken bari Picadilly Circus'a da uğrayın. Hani şu ışıklı tabelaların olduğu meydan. Eros'un heykelinin önünde bir resmi çektirin. Picadilly Street ve Regent Streetin tam tersi istikamatine doğru devam ederseniz, müzikal biletlerini satın alabileceğiniz yerlere varmış olursunuz. Oralardan müzikal biletleri alabilirseniz. Yazın Harry Potter'ın galası oradaki sinemalardan birinde olmuştu. Biz de o sıra Billy Elliot bileti bulmaya çalışıyorduk. pıtırcıkları görmüştük de Hülya'yı biraz daha bekletmiştim belki Jude Law da gelir galaya diye ama gelmemişti :(
Rahmetli Michael Jackson yeni ölmüştü o zaman böyle anıyorlardı işte oralarda kendisini. bu eklemeyi yaparken Michael Jackson dinliyorum tamamen tesadüfen. Allah rahmet eylesin bari diyelim.
Picadilly circus'un çok yakınında National Gallery ve National Portrait Gallery ve sanat severler için. National Gallery'nin önünde de Trafalgar Square'de çeşitli tarihi heykel, havuz vs resim çektirip bakabilirsiniz.


Buradan yukarıdaya doğru çıkarsanız St Martin's Lane'e çıkarsınız. Orada yer alan St Martin's Lane Hotel'inin içerisinde yer alan Asia de Cuba restaurantında yemek yiyebilirsiniz. Pahalı yalnız uyarmadı demeyin.
Kapıdaki çocuk Türk, adı Ahmet. Giderseniz bizden de selam söyleyin. Çok yardımcı oluyor. Bize VIP muamelesi yapılmıştı mesela ve de rezervasyonumuz olmamasına rağmen en güzel masalardan birine oturtulmuştuk.
Deniz mahsullu salata tek kelimeyle muhteşem. Arkasından söylediğimiz black code balığı favorilerdenmiş ama bize çok ağır geldi sosu. Balığın ismi black code olmayabilir bu arada Hülya teyit eder misin beni.
Bu caddenin alt tarafında ve üst tarafında da güzel publar var.
Bir sonraki yazıda Regent Street'ten devam edeceğim.
Hepinize iyi haftasonları

Sarközi & The Gypsy Devils Orkestrası

biletix gereksiz bir işlem parası aldığından, iş kuleleri de dibim olduğundan bu konserin biletini almaya gitmiştim iş kulelerine. gitmişken lise arkadaşım Pelin'le de yemek yedik. Acayip güzel kız muhabbeti yaptık :) Ara bilgi İş Kuleleri'nde öğle yemeği için iyi alternatifler var. Benim tercihlerim 1) Divan (zeytinyağlı ve sıcak ev yemekleri mevcut) 2) Çeşni's (Gayet güzel ev yemekleri var) 3) Sushico.
Neyse konuyu dağıtmayayım iş kulelerindeki biletix saat 13:30-14:00 arası yemek yiyormuş. benim haberim yoktu sizin haberiniz olsun. Bu ulvi bilgiyi de paylaşayım istedim sizinle.
Neyse bu öğlen Hülya'yla yine gittik bu sefer alabildim biletimi.
Eğer dünya müziğinden hoşanıyorsanız ve 29 Aralık'ta müsaitseniz siz de gidebilirsiniz.
Nedir mevzu?
SARKÖZİ & THE GIPSY DEVILS ORCHESTRA
29 Aralık 2009 20:00
STEFAN BANYAK keman
EMIL HASALA keman
ERNEST SARKÖZI çembalo
ZOLTAN GRUNZA klarnetS
ilvia Šarközi viyolonsel
Jozef Farkaš viyola
ALEXANDER MIHOK kontrbas
TIBOR LEVAI kontrbas
Çigan müziğine yeni bir soluk getiren ve onu dünya müzikleriyle buluşturan Sarközi liderliğindeki Gypsy Devils Orchestra yılın son konserini size unutulmaz kılacak! Müzik eleştirmenlerine göre günümüzün en iyi dünya müziği topluluklarından olan Gypsy Devils, Slovak, Rus, Macar, Yunan, Yahudi ve Roman geleneksel şarkılarından caza, klasik müzikten film müzikleri ve operetlere uzanan zengin repertuarıyla fırtına gibi esiyor. ABD’den Çin’e uzanan bir coğrafyada Londra’nın Kraliyet Operası’ndan Münih’teki Hans Max Salonu’na kadar en saygın müzik merkezlerine taze sesini getiren topluluk, birbirinden orijinal besteleri, yenilikçi düzenlemeleri ve hiç görülmemiş müzikal kombinasyonlarıyla yepyeni bir Roman orkestrası imajı oluşturdu ve albümleriyle birçok platin plağın sahibi oldu. Tüm dünya onlarla coşarken, şimdi tam da yeni yıl öncesi sıra sizde...
Not: Ofisten kızlar Mapa outlete gittiler Seyrantepe'deki, ne kadar alışveriş halim yok anlayın hiç gidesim gelmedi. Harvey Nichols'daki % 50 diamond indiriminden de bi şey almadım, mangodaki indirimden de.
Not 2: Aslında dün akşam bazı şeyler aldım. Ama onun yazısını haftasonu yazacağım vakit bulabilirsem.
Not 3: Yaban olduğumdan yine tek başıma bilet aldım. ayarlayabilen arkadaşlarımı bekliyorum. Pelin konuşmuştuk seninle belki gelebilirsin.

17 Aralık 2009

Erol Albayrak'ın Sirkteki Defilesi

Anne bu abla çok süslü Niyalimi hatırlarsınız. Kendisi sayesinde dün akşam kardeşcaazımla Erol Albayrak defilesini en önden şereflendirdik.
Dünya bir toz bulutuydudan başlarsak eğer, kardeşimin abla ben çıkıyorum lafına güvenerek ofisten çıktım. Vakit biraz erken olduğundan G-Mall'daki Num Num'da yemek yiyeyim bari diyerekten önce oraya gittim. İçerideki herkes çok spor, ben de mini etekli bir süslü olduğumdan ilkin paltomu çıkaramadan oturdum bi süre. Sonra baktım olmayacak kıçım kıçım soyundum. Bu arada içerideki herkes bir vesileyle ünlü kişiler.
İlk girişte motor kıyafetleri ve kaskıyla tombul bir dizi oyuncusu adamı gördüm. Ama adını bilmiyorum. Sergen Yalçın'ın eski manitası Aslı'ya, Aslı diye seslenip bye deyip çıktı o sıra. Bu Aslı niye haa ünlüdür bilmem. Bizim sporda gördüm geçen gün o upuzun saçlarıyla spora girdi baktım sonradan topladı Allah'tan. anlamıyorum ben bu yeni nesili sporda da nasıl süslü olmaya kasabiliyolar. Ama çok ince kız Allah için. Bel kalça oranı beni biraz hasetletti ne yalan söyliyim.
Neyse bi süre sonra Aslı'nın yanına yine bizim spora gelen gençlik dizilerinde oynayan adını bilmediğim bir kız geldi. O da böyle zaten beyaz tenli, çok beyaz pudra sürmüş mermer gibi geldi. Hepsinin burnu ne kadar düzgün anam. Neyse ben böyle karnımı içime çeke çeke oturup koca bi tabak tortellini yedim. O arada yeni kitabım Justine'i okudum.
Bu arada Erdil Yaşaroğlu ve sevgili geldi. Aslı'nın yanına gelen oyuncu kızla selamlaştırlar. O sıra Erdil'in sevgilisinin adının Begüm olduğunu duydum. Tip tanıdık geliyo bi yerden ama çıkaramadım. O kız da güzel, zayıf ve güzel burunluydu :( Kızın adı Begüm Kütük'müş google'ladım şimdi. Neyse bu arada kardeş yok hala ortalıkla ben bari gideyim artık kokteyle dedim canım sıkıldı çünkü.
Kokteyle gittim girişte sağda konuşlandım. Vestiyeri en son çıkarken gördüğüm iyi oldu. Montum bir elimde diğer elimde çantam tek başıma göbeğimi içime çeke çeke tek başıma dikelip iki kadeh şarabı devirdim orda.
3 tane türbanlı kadın vardı değişik bir enstantene olarak. İlk defa böyle bir eventte gördüm kendilerini. Türbalı bir okuyucum var ayrımcılık yaptığımı sanmasın sadece değişik geldi.
En çok ilgiyi Pınar Altuğ ve Yağmur Atacan çekti bu arada ne varsa.
Bu arada kardeşim defile vaktinda ancak yetişti. Ben de Elif'le artık bu son planım olsun diye söylenip durdum ama gene affettim onu :(
Neyse bu defileyi organizasyonunu beğendim çünkü herkes oturdu, kimse ayakta kalmadı. Hengame olmadı. İyiydi yani. Yalnız kokteyldeki şaraplar çok kötüydü.
Olay bir sirk çadırında geçiyor. Aşağıdaki resimlerde de göreceğiniz üzere.
Bu arada bu ayki Elle dergisinde röportaj yaptıkları bir kişi vardı.Hollanda Basın ve Kültür Ateşesi Daniel Stork. Belli röportajı yapan kadının bile dibi düşmüş adama. Neyse adamı biz çok beğenmek değil de Doğan Apartmanındaki evinde verdiği müthiş partiler için bellemiştik kardeşimle. Biz de gitsek keşke tanışsak şu anla da diye.
Neyse oturmuş beklerken bu ve manitası girdi içeri. Manitesi aynı benim gibi bi şey. Nerden bulurlar böyle adamları anlamam ki. Neyse dediğim gibi adam öyle ekstra hoş bi adam değil ana düzgün bi tip sonuçta. Ben arkadaşım olsun isterim kendisi mesela. Ev partisine gidelim, kendisinin sosyal kişiliği ile eventten evente gezelim gibi.
Velhasıl biz onu sadece gördük tabi tanışmadık yok bir sonraki ev partisine de çağırmadı yani bizi.
Şu aşağıdaki ayaktaki kalabalığın arkadasında Cemil İpekçi ve Kibariye'nin kocasına benzeyen sevgilileri oturuyordu. Yanlarında da Vural Gökçaylı olduğunu tahmin ettiğim bir adama. Türk basınıyla tek ilgim Kelebek ve Günaydın'la sınırlı olduğundan ancka bu kadar magazin bilgim ne yapayım.
İlk Çağla Şikel çıktı. Sonra da bir daha çıkmadı zaten. Henüz doğum kilolarını pek verememiş ama yine de bayaa iyi gözüküyordu.Sirk olduğundan böyle gösteriler de vardı tabi.
Şu kadın bazı mankenlerden daha zayıftı. Hayır kadın anormal zayıf değil bizim mankenlerin bazıları bildiğin tombiş.
Tuğçe Kazaz insan değil. Gerçekten. Podyumda aurası, havası bu kadar iyi bir Türk manken görmedim daha önce. Vücut tek kelimeyle süper. Bravo kendisine. Bu arada Ece Sükan ismi geçmesine rağmen yoktu. O şimdi kendini bi halt sanıyo a bunların yanında bi şeye benzemeyeceği için hasetinden çıkmamıştır kesin.
Yüksel Ak yeni doum yapmış galiba bacaklar inceydi ama üst taraf biraz tombiş geldi bana. Hande Subaşı iyiydi. Özge Ulusoy idare eder. Bir sarışın kız vardı o da iyiydi.
Kreasyon ilk başta çok tırttı da sonradan çok çok beğendiğim parçalar oldu.


After parti de 15-20 dk ancak durabildik, pek beğenmedik yani. acayip sigara dumanıydı ve aranan genç bir kitleden başka geriye bir şey kalmamıştı. Biz de evimize döndük.