26 Mayıs 2010

Kördüğüm

Edirne'deyim. Dün akşam Antalya'ya gitmek için hazırlanırken son anda gelen haberler neticesinde acilen buraya geldik. Şu anda annemlerin yatağında annemşn tarafında biraz uzanayım dedim ki bir saat önce falan geldim hastaneden, uyumak ne mümkün. çantam ve içindeki xanax'ım hastanede kaldığından bir faydam da yok kendime. anneme kısmi felç oldu. yeni başlanan kemoterapi ilaçları tansiyonunu etkilemiş, o da kanı pıhtılaştırmış falan filan. sonuç: sağ tarafı tutmayan, konuşamayan, burnundan geçen borudan şırıngayla beslediğimiz annem. herhangi bir duygumu ifade edemeyecek kadar bitkinim. gözyaşlarım da tükenmiş olabilir. bizimle birlikte ağlayan tüm dostlarımıza teşekkürler.
hayatta birşey canınızı sıkarsa, bir hastane bahçesine gidin ve herbir köşede ağlayan insanlara bakın. sonra halinize şükredip bi s..tir çekin.

13 Mayıs 2010

Gelelim Bana

Bu annemin yayılma hadisesi meydana çıktığında dedim ki Allah'ım beni çok yoğun yap analamayayım birşey. Çok içten istemişim oldu. Ruhum yetişmiyor resmen öyle bir yoğunluk. Sadece iş değil. Herşey. 20 Haziran'a kadar nerdeyse herşey programlı ve hiç boş zaman yok. Şaka gibi. Yoruldum ama.
Size anlatmış mıydım bilmem Mango'da yırtık beyaz bir kot görmüştüm. 36'sı bol gelmişti de 34'ü dizimden yukarı çıkmamıştı. Kıçımdan çıkmamasına alışkınım da bacaklarımdan çıkmaması beni çok şaşırtmıştı zira benim bacaklarım hep çok incedir. hayır bana olmuyorsa kime oluyor bunlar falan demiştim. ortaokuldayken ferit pelen bana kavgada "çırpı bacak" diye hakaret etmişti düşünün. neyse ben 36'yı aldım terziye sordum olmaz dedi, geri götürdüm dur bir daha deniyeyim dedim. oldu valla. 49 kiloyum, 34 bedenin içinde şahaneyim. gururla sunarım. ama bu tempo, kilo kaybı, stres vs derken hastanelik olmamdan da belli biraz kendimi toparlamam lazım. sigara da çok içiyorum. iyi bok yiyorum di mi...
neyse pazartesi gecesi 22:30'u geçiyordu işten çıktığımda. yeni projemiz var da nur topu gibi... neyse salı öğlen bi darlanmaya başladım ben. akşam 18:00'de kalp çarpıntıarıyla fırladım ofisten. dedim ben spora gideyim bir tek o beni kendime getirir yoksa duramıyorum, birşey de yok sadece çarpıntı. neyse yoga snıfına girdim. aaa, yanımda başak. neyse ders bitti ben kendime geldim biraz cidden, ki 4,5 aydır uğramadığımdan her yerim tutuk o da ayrı mevzu, neyse nasılsın falan derken öğrendim ki 1 ay kadar önce başak bir ay önce babasını kaybetmiş. başladı ağlamaya. ben de başladım. biz öyle salonun ortasında sarıldık ağladık. yukarı çıktık bir de soyunma odasında sarılıp ağladık. halimize güldük bi de ağlarken. öyle işte. diycek bi şey yok.
sonra özge'yle buluşup son kuantum terapimi yaptık ki sonra anlatacağım ben size bunun detaylarını. bitsin herşey. ondan sonra. bekleyin cicozlar...
neyse dün gece de ayşegül, zenushka, kardeş Elif ve ben Göksel'in ve Hüsnü Şenlendirici'nin yeni cd'lerini büyk bir mestle dinleyerek, kırmızı şarabımızı içerek, Zenushka'nın Berceste'den aldığı isli abaza peynirini yiyerekten nasıl huzurlu vakit geçirdik anlatamam. Ayşegül'üm meğer ne güzel masaj yaparmış da haberim yokmuş benim tutuk yerlerimi ovdu ovdu pelte gibi yaptı beni anam nasıl uuduğumu bilmedim dün gece.

Evrenden Torpilim Var

Yazar: Aykut Oğut
R. Şanal'ın kuantum kitaplarından çok çok çok daha güzel. Ben çok beğendim. Size de tavsiye ederim. Konu: anladığınız üzere kuantum.
www.gulumse-odaklan-degistir.com
www.ikeogut.com
www.ayratown.com

DiKKAT FLAMENKO!Bar aciliyor!!!!!!!!!!!!!!

Flamenko sevenlerin, Flamenko sevenleri severlerin buluşma noktası olmak için.
İlk gun 15 Mayıs Cumartesi 22.00
Pamela Cervantestientos-tangos, Fandangos de Huelva ve Solea por bulerias dans edecek!!! Cante: Ozgür Ciftci
Toque: Doruk Okuyucu
Palmas: Gülcin Sekerci- Nazlı Kuter
Haftanin diger gunleri DiKKAT FLAMENKO! da
* Flamenko canli performans: Oyna bien, çal bien, ee biraz da söyle bien!
* Film gösterimleri ve sohbetler
* Sahne sizin günü: “flamenco jam session”
* Flamenko: Roman, Jazz, Rock, Latin
* Biraz sangria, üç beş tapas (meze) bol alkol.
YER: Istiklal Cad. Bekar Sok. No:14/1 Beyoğlu-Istanbul (Megavizyon’un karsi sokagi)
0533 305 50 13 0212 249 16 16

Welcome to the Club

Benim Elif, the pregnant olan hani eski ev arkadaşım olan da 30 oldu sonunda. 8 Mayıs gecesi de Kalamış Posh'ta doğumgününü kutladık. Hamile insana doğumgünü mekanı bulmak da zor oluyor doğrusu. Üstelik Böcük Aslı da hamile. 2 yüklüyle zor... :)
Posh geceleri ne kalabalıkmış öyle. Kapıda Ferrari, Porche, Lamborghini falan. Ama içeridekiler kıro geldi bana. Neyse mekan olarak hoş ama sonuçta biz iyi vakit geçirdik. Yemekler de güzeldi.
Neyse Ebru Hanım bana yukarıda gördüğünüz t shirtü yaptı Elif için. Pasta kesilirken giydi hem hatta doyamayıp ertesi gün edas doğumgününde ve anneler gününde de giymiş.
Aşağıdaki t shirtü de bebiş Melis için yaptı.
Daha önce bahsetmiştim, Allah'ın peçetesi demeyin çok havalı oluyor yaaa, çok övgü alıyor, demedi demeyin.
Ebru Hanım'ın tekrar ellerine sağlık. Hepsini ac-cayip beğendik.
Hee bunu da İrem'in peçetesiyle yollamıştı ya Ebru Hanım hani kotun üstüne takmıştı İrem de kaybolmuştu. Yeni siparişlerimle yenisini gönderdi sağolsun. işte budur... göründüğünden daha fuşya.
Bunu da anneme yaptırdım. Üstündeki de kardeşim Elif ve ben.
Ben böyle alemlerde aktıktan sonra, sonunda, ALES'le ilgili yazımı hatırlayanlar bilir, ALES'e girdim pazar sabahı, sabahın körü. tabi ki yetiştiremedim. kare kökünü hesaplamayı unuttuğum için kendimi esefle kınadım. İnanamadım. Neyse oluyomuş, yapçak bi şey yok. 80 üstü alsam iyi olurdu ama olmayacak sanırım. benden size tavsiye benim gibi kendinize güvenmeyin, formüllere bakın en azından.

Nerde Kalmıştık

Ben size söyliyeyim. Hıdrellez günü önceden hazırladığım dileklerimiz moleskine'imden kopardığım bir yaprağa mor kalemimle yazdım. Netten bir de resim çıktısı aldım. Evde Zenushka ve kardeşle XLarge dedikoduları yaptıktan sonra Zenushkaların bahçeye gittik. Ateş yaktık. Dilek tutup üstünden atladık. Sonra dileklerimizi gül altına gömdük. Bu sene çok azimli çıktım, umuda daha çok ihtiyacım var sanırsam, sabah 6'da uyanıp dileklerimi aldım. Elif'inkini de... Deniz kenarına gittim. Dizlerimin üzerinden domalıp boğaza salıverdim dileklerimi. Yüzümü de yıkadım boğaz suyuyla. Bilmezsiniz siz belki hani Çingeneler Zamanında nehre giriyorlardı ya, Edirne'de de öyle Meriç ve Tunca nehirlerine girerler, yüzlerini yıkarlar. Ben de öyle yaptım.
Böyle yeni umutlarla güneşli güne başlıyorum, biraz yürüyüş, duş falan derken bakın başıma neler geldi. Duştan sonra pedimi taktım işe geldim ki aradan maksimum 1 saat geçti. İşyerinin önünde dolmuştan inerken bir kıllandım bir bakım dolmuşa çıkmış. Bir yandan inmeye çalışırken bir yandan da yanımdaki kıza sessizce arkamda bi şey var mı diye fısıldıyorum. yok diyor ama inanamıyorum çünkü dolmuş koltuğunda katliam olmuş gibi koltuk. İndim penceren hala bakıp soruyorum kıza o da bana yok diyor. benim kalktığım kanlı koltuğa oturan çocuk da ona bakıyorum sanıp bana gülümsüyo falan keko :)
Neyse işe bir geldim ki ortalık yıkılıyor. Ki alışık olmama rağmen ben bile panik oldum. Hemen hastaneye gittim. Tansiyonum düşmüş 7-4'e (nasıl yazılır acaba, tansiyonu yazmanın bir tekniği var mıdır acep?) . Serum taktılar bana. Çok halsiz oldum. eve gittim dinlendim falan. mevzu budur.
İnsanoğlunun soyunu devam ettireceğiz diye başımıza gelenlere bak yaaa....

07 Mayıs 2010

Hıdrellez




bugünü hatırlıyorum. mayıs 2010 annem hastaneye kaldırılmadan çok kısa bir süre önce ben hastanedeydim. bunu da taslaklarda buldum

Bekarlığa Veda Partimiz

Ne kadar çok şey var size anlatacağım. Ve ne kadar az zaman. Öncelikle sevgili Hülya'm sayesinde Ebru Hanım'ı keşfettim. Hemen detayları vereyim. Ebru Ceylan Çap tekstil tasarımcısı. web adres http://www.bekarligavedapartisi.com/ blog adresi http://primarimadancocukcabirdunya.blogspot.com/ e-mail adresleri: ceyturcap@gmail.com bekarlıgaveda@gmail.com info@bekarligavedapartisi.com
Ebru Hanım bana aşağıdkai t shirtü İrem için yaptı. Yalnız kalp ve bride yazısı fuşya oldu. Ebru Hanım bütün detayları sizin istediğiniz gibi yapıyor. İstediğiniz resmi, istediğiniz yazıyı, istediğiniz materyale yapıyor. İrem ve diğer insanlar çok çok beğendi.Bu arada resmini çekmeyi unutmuşum ama bir de peçete yaptırdım İrem'e. Der Die Das'a yemeğe gittik bu arada. Gökçe'nin yaptığı duaklarımızla oturduk :) Ebru Hanım corpus bride'i çizdir, fuşya kelebekler falan, üzerine de "İrem Game Over" yazdı. ve tarih tabi ki. çok ince ve herkesin hastasi olduğu bir detay oldu. tabi ki kimse kullanmaya kıyamadı ve herkes sakladı peçeteleri. çok hoş bir jest haberiniz oldun. Bu arada Ebru Hanım peçeteleri pembe bir şeyle sarmış. hani gelinler bacaklarına takarlar ya beyaz. onun fuşyası. irem kotunun üzerine taktı. çok hoş bir detaydı and also hot ;)
Kendime de aşağıda gördüğünüz t shirtü yaptırdım. Ebru Hanım'ın ellerine sağlık. Ebru hanım'da ayrıca kına gecesi için de aşağıda göreceğiniz gibi aksesuarla mevcut. kendisi bir hazine söylemedi demeyin.
yeni siparişlerim de bugün gelecek. geldiğinde paylaşırım sizinle.
Yemekten sonra biz şu halde X Large'a gittik. X large da neresi demeyin. Kallavi sokaktaki gay bar.
Ne kadar çok ve çılgın eğlendiğimizi anlatmam mümkün değil. zaten alemin ağzı torba değil büzesin biz çok masum eğlendik ama herkes anlamıyor bunu. kocasını aldatır ama ev hanımı gibi takıldığı için namusludur ama biz aşağıdakileri izlediğimiz için aaa tu kaka oluruz. Neyse siz hayal edin işte :)

X Large kesinlikle gidilesi bir yer. Ortam şahane. Yeni edindiğimiz bir görgü kuralı. Ellemek bahşişleymiş :) Giriş 25-TL. Herkese çok çok tavsiye ederim.

05 Mayıs 2010

bugün hıdrellez

3 Sulukuleli kadinin Hıdrellez duası...
Bugun Hidrellez...
Tüm dilekleriniz gerçek olsun....:)
Sevdiğim kim varsa, kendim de dahil, sevebileceğim herkes de dahil...Sağlığı iyi olsun. Kalbi ritmini çalsın. Yanakları kiraz pembesi, dudakları bal olsun. Teni sıcak kalsın, enerjisi dışına taşsın. Ciğerlerinden nefes, midesinden gurultu, bacaklarından güç eksik olması...n. Kanı bol olsun, damarlarında dönüp dönüp dolaşsın. Sevdikleriyle birarada olsun. Kolu kollarına değsin, gözü gözlerinin içine baksın. Lafları birbiriyle başlasın. Nesi varsa, bölüşücek biri olsun; nesi yoksa, bulup getiricek biri olsun. Bu birileri az ama öz olsun. Bazıları dünyada tek olsun. Sevgisinin tamamını harcasın. Harcasın ki, ona büyük bir miras kalsın. Sevmekten bıkıp usanmayacağı biri olsun. Onun yeri ayrı olsun. Onu soysun, başucuna koysun ama yalan uydurmasın. O herşeyine, her haline tek tanık olsun. Bir hareketiyle güldüren, bir hareketiyle ağlatan olsun. Duyguların hepsi onda olsun. Kalbi buna teslim olsun. Bütün şarkılar onu anlatsın. Aşık olsun, sırılsıklam olsun. Kurumasın. Yapmaktan bıkıp usanmayacağı bir işi olsun. Başarının gerçek adının bu olduğunu unutmasın. İbadet eder gibi, bu keşfini hergün yeniden kutlar gibi, onu yapıp dursun. Yaptıkça daha iyi yaptığını görsün. Daha iyi yaptıkça bunu başkaları da görsün. O başkalarının bunu gördüğünü, dış gözüyle görsün, iç gözüyle işine baksın.Neşesi bol olsun. Kendini mutlu etsin, durduk yere neşelenmek nedir bilsin. İçinde birşey durup durup zıplasın. Duydukları, gördükleri onu gıdıklasın, kahkaha attırsın. Gürültü çıkarsın. Saçma şeyler söylesin. Çocuklukta en şımardığı ana, sık sık gidip gelsin. Nereye gidip geldiği bilinmesin. Değiştirmek istedikleri değişsin. İçte ve dışta, iyi günde ve kötü günde tadilat yapsın. Eskilerini atsın, ruhunu havalandırsın. Kapıda hep kamyonu dursun. Dilediği yere taşınsın. Kendinden taşınmak isterse, içindeki güç, dışındaki sevgi ona yardımcı olsun. Bileği, bütün alışkanlıklarıyla, bağımlılıklarıyla güreşsin. Birşey ona sürpriz olsun. Günlerinden birgünü, bir pakete sarılı olsun. Açılınca, içinden hiç beklemediği güzel bir haber çıksın. Bu gün üçyüzaltmışbeş'ten herhangi biri olsun. Öylesine bir pazartesi, arkaya kavuşturduğu ellerinde, unutulmaz bir salı saklasın. Öyle tahmini mümkün olmayan birşey olsun ki bu, hayatın zekasını anlatsın. Bir hayali gerçek olsun. Bir hayale gözünü yumsun. Peşinden koşup, onu sobelesin. Hayalini kendinden saklamasın. Bir çizgi filmde olduğunu, herşeyin mümkün olduğunu unutmasın. Bu duayı okusun. Kendi sesiyle duysun. Duası gerçek olsun. Her kelimesine şükretsin. Tek satırına nazar değmesin. Amin.