30 Kasım 2010

Frankfurt Lufthansa Loungeundan Halloooo again

gnau... son 3 gundur en cok duydugum kelime. almaca öyle evet falan gibi bir anlama geliyormus. banaysa biri "you know" demeye calisiyor ama beceremiyor gibi geliyor. ayrica almaca klavyelerde z ve ynin yerleri degisik ki bu cok gicik.
bu sefer is munasebetiylen almanyadayim. kucuk bir sehire geldim ama h&m`e gidecek vakit yaratabildim yine de. bi seyler aldim yine. misal gecen yil londradan aldigim ceket 5 euroya inmis. yine aldim cok seviyodum cunku :)
frankfurtta bi suru kar var. inanilir gibi degil.
giderken munich-bremen seklinde gittik. munich havaalani oldukca iyi ama iki ucuy arasinda cok az vaktimiz oldugu icin bakinamadim. ayni sebple bavullarimiy da gec geldi. damn lufthansa.
bremen de christmas bazaaraa gittik. bavullarimiz gelmedigi icin istanbulun 20 derecesine gore giyinmis olan biyler oyle donduk ki anlatamam. yemin ediyorum ayak ve el parmaklarim dusecek sandim. pek bi numara yok christmas bazaarda ama krep arasi dickemans cikolatalarindan yedim ki superdi. ilginc olan su ki krebin arasina nutella muz falan tamam da kinder olsun dickmans olsun bi garip geldi bana :) dickmans ne derseniy benim almanyadaki en favori cikolatam- boyle bi top dusunun ama alti duz. disi incecik cikolata kapli. iciyse masrhmallow gibi bi sey ama daha yumusak. muhtesem bi sey. valiye koyup getiremiyosun.. az once bremenden frankfurta gelirken businessta gicir takimlariyla oturan bir kadin dusunun kucaginda bir kutu dickmans elinde afiyetle yiyor. benden iyi reklam filmi olur diye dusundum :) magnum reklami gibi. ama ordaki kadinin gobeklisini dusunun. 54 kiloya ciktigimi soylemis miydim. tam toparlarken hadi seyahat yine kilo al. of :(
toplanti cikisi hemen yola ciktigimiydan takim elbise ve topukluylayim. ilk defa topuklu ayakkabiyla seyahat ediyorum. carrie new yorktan parise nasil gitmis oyle gicir ya. sinir :(
pantalonumun beli de sikiyor :(
o ha burdaki bilgisayarlar sakil oldugundan yanimda oturan hintli kadin benden yardim istedi. ben de yanlislikla yarim olan mailini gonderdim. caktirmadan hemen dondum yerime o da ona yardim ettigim icin tesekkur etti.
bi de ay once havaalanindaki sägara icilen kutunun icinde 3 kisiydik. adamin biri bildigin yart diye gaz cikardi. yanimdaki cocukla ayni anda birbirimize donduk. it`s not me dedim oteki adam da dondu it happens dedi. hangi kulturde boyle zayrt diye gay cikariliyodu. hatirlayamadim simdi. bi de almanlar da fosur fosur burun siliyo her yerde. bugun yonetim kurulu toplantisi vardi 2 sirketin. ikisinde de high leveller fosu fosur burun sildiler. biy de amma kasan bi milletiy yaaa.
neye burasi soguk. ustum kat kat. elim kolum notebook cantasi kendi cantam vs dolu. damn germany. rezillik ya.
neyse en azindan simdilik sampanyami icip bunlari yaziyorum- keyif iyi ama biraydan yine ayni yuku sirtlanip ucaga. niye para veriyoki sirketim business icin filan. cam bardakta sakil lufhansa yemekleri yemek mi business. halbuki olsa soyle elimiydekiler tasiyan biri. topu topu 8 kisiyi bu ucakta en fazla. ne olcak sanki.
dun gece annemi gordum ruyamda. dirilmisti. biy de normal hayatimiza devam ediyorduk. sonra ..
i have to go.
optum ba bay

07 Kasım 2010

kıçınızı kaşıyın nazar değmesin

bugün manita işe gitmişti çalışmaya bana da evin anahtarını vermişti ben ondan önce gidip işlerimi halledecektim. kardeş deyince benimle kal evde nolur diye kaldım ben de. ama anahtarı unutmuşum. iş çıkışı anahtarı almaya gelecekti. yani hem biz hayvanız hem de adam gelirken bana tek kırmızı gül almış elif üzülmesin diye ona da beyaz gül almış. bi de bize lizbon rezervasyonumuzu da yaptırmış aralık başına. ben agresif olduğumdan normalde onun yerinde olsam söylene söylene gelirdim anahtarı almaya. ezik mizaçlı olduğumdan da aynı şeyi ondan bekliyordum, olana bak. Allaaam şimdi kızcak bana bizim kızlar herkese anlatma nazar değcek diye ama değcek bi şey yok senelerdir herkesler hep manitasıylayken ben hep yalnızdım. yeter artık hakettim. ama siz yine de kıçınızı kaşıyın nolur nolmaz.
optum babay

size çok iyi bildiğiniz bir sır vereyim mi???

hayat çok basit, onu karmaşık yapan biziz. gerçekten...

dün gece sevgilimle "çok çok thai"ye gittik yemeğe. garsonlar güleryüzlü fakat hizmet yavaş. yemekler lezzetli, menünün dışına çıkma konusunda esnekler. ana yemekler 30 lira civarında. şaraplarda ise 55-130 arası fiyat vardı yanlış hatırlamıyorsam. ama "pera thai" yine de daha iyi. bence.
aşk meşk iyi. ben onu karmaşık hale getirmediğim zamanlar :)
küçük bakkallardaki ekmek kokusunu unutmuştum ne zamandır. geçen cuma Hülya ile Art Cafe'de buluştuk. sigara almak için yaındaki bakkala girince hatırladım. küçüklüğümüzün bakkalları gibi. yavan ekmek yiyebilirim sadece. geçen gün sevgilime küçükken bakkaldan yapıp yapamadığımızı kanıtlamak, daha doğru bir ifadeyle cesaret için bazen sakız çaldığımızı anlattım. çok ayıpladı beni :) Bu arada Art Cafe'nin müthiş tatlısı"pinoli"yi hararetle tavsiye ederim size.
H&M'e gitmedim. bayrampaşa çok uzak. Aralık'ta İstinyepark'a gelecekmiş. onu bekliyorum. zaten geçen hafta bi şeyler almıştım Almanya'dan. Bu ay sonu da bu sefer iş için gideceğim. ama artık HM herkeste olacağına göre yeni durağım New Yorker.
Bu sıralar foto çekme ve yükleme konusunda çok üşengecim. enerjimi topladığımda paylaşacak çok foto var.
muhtelifler.tumblr.com yeni keşif müzik sitem. müzik zevki çok güzel olan Elif'in müzik sitesi.
kedi dili bisküvilerin üzerinde yazan İtalyan tarife göre tiremusu yaptım. evde yumurta 2 tane vardı üşendim markete gitmeye çok cıvık oldu sosu. tadını henüz bilmiyorum. likör yerine de fındık şurubu koydum. bence güzel oldu. sosu parmakladım da tadını ordan biliyorum.
bundan sonra daha sık görüşmek umuduyla geçen zamanda yazmamama rağmen beni yalnız bırakmadığınız için teşekkürler.