17 Temmuz 2009

Londra I (uçak-otel)
















Gitmeden bir adet Moleskine London defteri edindim ki kendime kendi şehir rehberimi yazayım. Benim zevkime hitap eden rehberi google'da saatlerce aramadan, bir sürü eşe dosta sormadan kendim hazırlıyayım, benim zevkimdeki insanlara da sunayım istedim. Henüz defterime istediğim özeni gösteremedim ama en azından gerekli bilgileri içerisine istifleyebildim. Defterin içerisinde metro ve kısmi şehir haritası var ama zaten bunu Londra'da her yerde edinebiliyorsunuz. Otelinizden edineceğiniz harita ve metroda duvara asılmış haritalar rahatlıkla işinizi görüyor zaten. Yani aslında böyle bir defter almanızı pek tavsiye etmem özel olarak böyle bir ilginiz yoksa.

baştan başlayacak olursak, Temmuz seyahatinin biletini Nisan'ın ilk haftası Easyjet'ten gidiş dönüş vergiler dahil 350 TL'ye aldık ki süper fiyat zaten seyahati bu bilet fiyatını görerek aniden yapmaya karar verdik. Easjyet'in benim gözümde tavuklarla seyahat gibi bir izlenimi vardı. Aslında, minibüs gibi bulduğunuz yere oturmanın (Eğer 12-EUR fazladan öderseniz speedy .. oluyorsunuz ve uçağa önden binebiliyorsunuz. ilk önce speedyler ve çocuklular biniyor uçağa. check yaptırdığınızda ilk 30 kişi iseniz boarding kartınıza A yazıyorlar ve speedy ve çocuklulardan sonra siz biniyorsunuz. bunların hiçbiri olmadığınızda boarding cartınıza B yazıyorlar ve işte bu noktada sırasının neresinde olduğunuz önem arzediyor. Sıraya girmeden önce de hangisinin A'ların hangisinin B'lerin sırası olduğunu iyice sormanızı öneririm) ve Lonra'dan buraya dönerken yarattıkları el bagajı sorunu dışında gayet normal ve işlerini ciddiye alan bir havayolu. Tabi uçakta parasız yiyecek ve içecek servisi olmaması da ayrı bir konu. Yolculuk sabahı Sabiha Gökçen'e gidiyorsunuz 2 saat önceden. Sabiha Gökçen'in freeshop'unda pek birşey yok (Swarovski var, bir kısım güneş gözlükleri de var, parfüm kısmen var, kozmetik yok denecek kadar az. Dönüşteki freeshop daha büyük haberiniz olsun). Türkiye'den binerken uçağa dışarıdan yiyecek ve içecek sokabilirsinizki, uçaktaki menü sınırlı olduğundan bunu şiddetle tavsiye ederim. çıkınınızı yapın, uçağınıza öyle binin. Size verilen menüdeki her yiyeceği sipariş edemiyorsunuz. sayfaların üzerinde Fransız, alman gibi mutfak çeşitleri belirlemişler. Bu uçakta sadece İngiliz mutfağı sayfasındaki iki adet yiyecek seçeneği vardı. Tavuk sandviç 4-GBP, kırmızı şarap 3,50-GBP. Koltuklar biraz dar tabi onu da belirtmek lazım. Giderken Gatwick'te indik ve problemsiz Londra'ya girdik.

Uçakta 22-GBP'ye Oyster Card alabilirsiniz (Uçakta satılan parfümler de ucuz, ben bir arkadaşıma 50 ml'lik chloe edp'yi 36,5-GBP yani 92 liraya aldım ki an itibariyle strawberry'den yaklaşık 30-TL kadar daha ucuz). 2-GBP kart için geri kalan 20-GBP içerisinde kalıyor. Bizim akbil gibi bir nevi. Ancak bu oyster denen kart metro ve otobüslerin hepsinde geçmesine rağmen national railway'larin sadece bazılarında geçiyor. Gatwick'ten Victoria metro istasyonuna giden trende geçmiyor mesela. Bu bilgiyi biri bize önceden yazsaydı çok sevinirdik mesela. Gatwick'ten bindiğiniz trenin içinde bilet alabiliyorsunuz. Bilet fiyatı tek gidiş 16,90-GBP. Yaklaşık yarım saatte Victoria tube station'a varıyorsunuz. Oradan da artık oteliniz neredeyse yaygınlığına hayran kaldığım metrolarıyla her yere gidebiliyorsunuz.

Merak edenler için toplam 5 günlük metro ve otobüs seyatlerimiz için toplam 30-GBP yatırmış oldum Oyster'ıma (bizdeki akbil gibi iki kişi için kullanılamıyor oyster, sadece 1 kişi içingeçerli). İçerisinde artan yaklaşık 5-GBP'm var. Saklıyorum çünkü bir daha ne zaman gitsem kullanabilirmişim.

Dönüşümüz ise Luton'dandı. Luton'a nasıl gittiniz derseniz yine son gece otelimize döndüğümüz taksici Türk çıktı (korsan taksi olduğunu belirtmeliyim, o yüzden bir kişi öne oturup arkadaş havası verecek). Earls Court'tan Luton'a 40-GBP'ye götürdü bizi ki oldukça iyi rakam. Merak edenler için iletişim bilgileri aşağıda:

Uğur Karmaz:
tel: + 44 7951231071
+ 44 7983572248

Luton küçük ama derli toplu bir havaalanı. Uçağa sıvı sokamıyorsunuz bu sefer boşuna su taşımayın. Bavul hakkı sadece 1. Tamam bunu biliyorduk ama buradan geçerken saçma olan şu ki, el bagajı sadece 1 tane olmalı. Hani notebook veya el çantamızı ayrıca taşırız onlar sayılmaz ya, burada sayılıyor kardeşim. Bebim küçük bir el bagajım bir de el çantam vardı. Arkadaşımın sadece el çantası olduğu için notebook'umu (tatil de olsa işten kurtuluş yok) ona vermiştim. Orda öylece kalakaldık. Notebook'umu ne yapacağım diye bir ana depresyona girer gibi oldum ama hemen kenara çekip şöyle yaptık; ben el çantamı el bagajımın içine soktum, arkadaşım da el çantasını notebook çantasına tıkıştırdı. Allahtan çok eşyalı değildik bu şekilde yırttık ama aksini hayal bile edemiyorum. O yüzden bu aman ha aklınızda olsun.

Bunları öngörerek zaten üzerimi kat kat giyinmiştim, yağmur sebebiyle aldığım çizmeleri de giymiştim fakat İstanbul'un Temmuz'una iniş çok acı oluyor o halde söyliyeyim. Boynumda fular bile vardı yaaa...

Resmi buraya koymaya çalıştım ama olmalı :( Yukarıda görmüş olduğunuz metro istasyonu bizim otelimizin olduğu istasyon idi. Otelin adı Kensington Town House. Adres: 32-36 Hogarth Road, Earls Court, Chelsea London, SW5 OPU. Gördüğünüz metro istayonundan çıktığınızda karşınıza çıkan (daha sola doğru olan) girdiğinizde biraz ileride sağda.

Oteli http://www.booking.com/ dan bulduk. Fiyata/hizmete/kaliteye göre önerine oteller arasındaydı. 3 yıldızlı, küçük, odaları ve eşyaları yenilenmiş bir otel. Otelin arka tarafı tube station olduğu için arkaya bakan odaların gürültülü olduğunu okumuştuk gitmeden önce. Bizim ilk geceki odamız da arka tarafa bakıyordu ama biz yorgunluktan olsa gerek pek rahatsız olmadık. Ama yine odamızı değiştirmek istediğimiz söyledik. Ertesi gün bize ana yola bakan bir oda verdiler. Otelde toplam 5 gece kaldık. 5 gece için kişi başı 500-TL civarı ödeme yaptık. Otel rezervasyonumuzu da erken yaptığımız için fiyat oldukça düşüktü. Bu sebeple de rezervasyon anında ödemeyi aldılar ve aksilik durumunda rezervasyon iptali veya para iadesi söz konusu değildi. Kahvaltı fiyata dahil değildi. Ancak siz isterseniz 15-GBP ödeyerek otel kahvaltısından yararlanabiliyordunuz. Biz istemedik.
Otel odamızdan gözüken manzaranın resimleri diğerleri de. Gördüğünüz üzere güzel bir sokak. Bizim otelin karşısında gözüken o çiçekli otel de güzel gözüktü ama içi nasıldır bilemeyiz. Sonuç olarak çok para vermek istemiyorsanız konum, temzilik ve rahatlık olarak önerebileceğim bir otel. Ancak sonradan öğrendik ki ev kiralamak da mümkünmüş ve genelde tavsiye edilen yöntem de buymuş. Bir dahaki sefere ev kiralamayı deneyeceğiz.

1 yorum:

hulya dedi ki...

ahhhh zeynep'cim.... yol arkadaşım :) yine gidelim olur muuuu ?????