NEW AGE ZIRVALIKLARA KARŞI BAŞKALDIRI REHBERİ

“Yaparsın, yeterince istemiyorsun” diyenlere Camus’cu cevaplar

1. “Yaparsın, yeterince istemiyorsun”

Bu cümlenin alt metni:

·       “Sistem kusursuz, suç sende.”

Kurumsal sömürüyü de, patriyarkayı da, sınıfsal eşitsizliği de, göçmenliğin bürokrasisini de bir kalemde siliyor; geriye sadece senin “yetersiz niyetin” kalıyor.

Camus’cu çevirisi:

·       Absürdü (dünyanın saçma, adaletsiz oluşunu) sistematik olarak inkâr eden bir metafizik teselli.

·       “Dünya böyle ama sen yeterince pozitif olursan, evren sana prim verir” versiyonu.

Gerçek:

·       Çok istemek, yabancılar dairesinin önündeki sırayı kısaltmıyor.

·       Çok istemek, ırkçılığı, patriyarkayı, güvencesizliği sihirli şekilde yok etmiyor.

·       Çok istemek, sadece sana “olmayınca” ekstra suçluluk yüklüyor.

Karşı cümle:

“Her şeyi isteyebilirim, her şeyi yapamam. Bu ikisi aynı şey değil; sorun iradem değil, koşullar.”

2. “İstersen yaparsın”ın sınıfsal ve politik körlüğü

Bu söylem:

·       Sınıfsal farkları yok sayıyor.

·       Hukuki statüleri, sağlık, bakım yükü, göçmenlik, şiddet riskini görmezden geliyor.

·       Sanki hepimiz sıfırdan aynı çizgide start almışız gibi davranıyor.

Camus’nün “gelecek adına bugünkü insanı feda eden ideolojilere” eleştirisinin new age versiyonu bu:

·       “Şu an acı çek ama ileride çok zengin/aydınlanmış/başarılı olacaksın.”

Karşı cümle:

“Evet, bireysel iradem var; ama uzay boşluğunda yaşamıyorum. Yapabileceklerim ile bana anlatılan ‘her şey mümkün’ masalı arasında fark var ve ben bu farkı görmeyi seçiyorum.”

3. “Önce kendini sev” – Evet de, nasıl?

Bu söz tek başına kötü değil; problem şu:

·       Kendini sevmenin, yapısal baskıları yok sayan, “ayna karşısında mantralar” düzeyine indirgenmesi.

·       Terapinin, dayanışmanın, politikanın, hakkını aramanın yerini “aynaya gülümse, yeter” alması.

Camus için kendini sevmek değil, kendini bilmek ve bilmesine rağmen “devam etmeyi seçmek” esastır:

·       Yetersizliklerini, korkularını, koşullarını inkâr etmeden.

Karşı cümle:

“Önce kendimi seveceğim ama bu, kendime yalan söylemek anlamına gelmeyecek. Bazen mutsuzum, bazen yorgunum, bazen de sisteme sinirliyim; bunları inkâr ederek değil, görerek kendimi seveceğim.”

4. “Her şey toksik, herkesten uzaklaş”

New age paketinin bir diğer modu:

·       Her ilişkide, her arkadaşlıkta, her aile bağında tek değişken “toxic insanlar”; sistem, güç ilişkileri, tarih, ekonomi yok.

·       Çözüm: herkesten uzaklaş, “enerjini koru”, tek başına takıl.

Evet, bazı ilişkilerden uzaklaşmak sağlıklı. Ama herkesi “toksik” deyip tek başına bir moral olimpiyatına çekilmek:

·       Seni güçsüz bırakıyor.

·       Kollektif başkaldırı ve dayanışma ihtimalini kesiyor.

Camus için isyan, her şeyi yakıp yalnız kalmak değil; “biz” diyebildiğin, sınırları olan ama bağları kopmayan bir alan açmak.

Karşı cümle:

“Herkes toksik değil; sistemin kendisi toksik. Ben insanlardan değil, bana zarar veren ilişkilerden uzaklaşacağım; ama dayanışma ihtimalini kaybetmeyeceğim.”

5. “Hep mutlu ol” – Mutluluğu yeni bir diktatör yapma

Instagram, terapist memleri, life coach’lar:

·       Hepimiz sürekli “yüksek frekans”, “pozitif vibe”, “gratitude” modunda olmalıymışız gibi bir baskı kuruyor.

·       Üzüntü, yas, öfke, sıkıntı: “düşük frekans”, “bloke enerji”.

Camus’ya göre mutluluk ile absürd farkındalığı birbirinden ayrılmaz:

·       İnsan, dünyanın saçmalığını görmesine rağmen, hatta tam da bu yüzden, küçük mutluluk anları bulur.

·       Bu mutluluk, sürekli gülümsemek değil; gerilimi görerek yaşamak.

Karşı cümle:

“Ben tam zamanlı mutluluk çalışanı değilim. Üzülmek, sıkılmak, öfkelenmek de hayatın parçası. Mutluluğu hedef değil, dürüst yaşamın yan etkisi yapacağım.”

6. “Kendine yet, kimseye ihtiyaç duyma” – Kapitalizmin en sevdiği ruh hali

Bu söylem kulağa özgürlük gibi geliyor:

·       “Kimseye muhtaç olma.”

·       “Kendi paran, kendi hayatın, kendi enerjin.”

Ama aynı zamanda:

·       Hakkın olan destekleri (sosyal devlet, bakım mekanizmaları, sendikalar, dayanışma ağları) talep etmeni engelliyor.

·       Seni mükemmel oto-yeterli birey fetişizmine bağlıyor: “Eğer birine ihtiyaç duyuyorsan, zayıfsın.”

Camus’nün başkaldırısı, yalnız kahramana değil; “ben isyan ediyorum, ama başkalarıyla birlikte” diyen insana alan açar.

Karşı cümle:

“Evet, kendi ayaklarımın üzerinde durmak istiyorum; ama bu, kimseye ihtiyaç duymayacağım anlamına gelmiyor. İhtiyaç duymak utanç değil, insan olmanın gerçeği.”

7. Alternatif: Absürdle Yüzleş, Küçük Başkaldırılar Yarat

New age paketinin ortak vaadi:

·       “Kafanı doğru ayarlarsan, dünya seni ödüllendirir.”

Camus’cu alternatif:

·       “Dünya seni ödüllendirmek zorunda değil. Ama sen, bu dünyada hâlâ etik, bilinçli ve sebatkâr bir şekilde yaşayabilirsin.”

Bu ne demek?

·       Acıyı, yalnızlığı, saçmalığı inkâr etmemek.

·       Ama “o zaman her şey anlamsız, boş ver” dememek.

·       Mikro başkaldırılarla (evde, işte, aşkta, bürokraside) kendine alan açmak.

·       Kendi arzunla, sınırlarınla, dayanışma ilişkilerinle tutarlı kalmaya çalışmak.

New age sana “yüksek frekanslı mükemmel hayat” satarken, bu bakış şunu diyor:

“Hayat bazen çok kötü. Bazen hiçbir şey düzelmiyor. Ama ben hâlâ yemeğimin tadını, arkadaşlarımla gülüşmeyi, iyi yazılmış bir cümleyi ve kendi attığım küçük ‘hayır’ları seviyorum. Bu da bir zafer.”

Yorumlar

Popüler Yayınlar