24 Mayıs 2012

Kadın olmak

zor bazen. Sabah korkunç bir kasık ağrısı ile uyandım. Üstelik reglim yakın bile değil. Üşüttüm sanırım bu sakil havalar yüzünden. Daha önce, geçen sene sanırım, bu kadar kötü ağrım olduğunda apandistten şüphelenmişlerdi ve mr falan bile çekilmişti. Bu sene o yüzden doktora gitmedim. Sıcak su torbamı yaptım, minoset plus'ımı aldım yattım. Bu arada belirtmeliyim ki annem kemoterapi görürken bile doktorun tek verdiği ağrı kesici minoset plus'tı. Sanırım yan etkisi en az olan. Neyse arada televizyona baktım biraz iyicene olunca, televizyonda Sezen Aksu'nun seni yerler klibi. Nostalji kuşağı yapmışlar. Ay aklıma lise geldi. Biz lise sondayken 29 Ekim'de son sınıflar olarak gösteri hazırlardık. Okulun kuruluş yıldönümünü anma babında. Ay ne kadar eğlenmiştik onlara hazırlanırken anlatamam. Şov günü okulumuzun dandik ses sistemi doğru düzgün çalışmadığı için, özetle dandik olduğu için, kimse sesizimizi duymamış. Biz sahnede kendi kendimize takılmışız. Bu duruma o gün çok moralimiz bozulmuştu ama şu anda düşününce acayip komik geliyor bizim o halimiz. Neyse efenim nerden geldik buraya, bizimkilerden bir grup bu klibe canlandırma yaptı. Şimdi bunlar klibe çalışmak için o zamanın Edirne yerel televizyonu Trakya TV'ye gidiyorlar. Diyorlar ki şarkıyı çalar mısınız evde videoya kaydedeip çalışacağız. Gidenler Banu ve Zeynep'ti yanlış hatırlamıyorsam. Adamlar da bunlara diyorlarki tamam oturun sizi kamereya çekeceğiz istek parça istiyorsunuz diye. Ay bugün onların o hali gözümün önüne geldikçe hala çok gülüyorum. Ben hiç izlemedim ama kendi tahminim bile beni çok güldürüyor. Ayrı Trakya TV bir dönem Edirne'de ağaçlara kamera koyar, müzik çalarken ortam görüntüsü verirdi. Bir gün biz Elif'le okul çıkışı yürürken o kamereya yakalanmışız annem görmüş. Böyle arkadan ikimiz kol kola girmişiz, çantanın olduğu yerde mont omza kaymış, biz yürüyoruz, kamera da arkadan çekiyor. Ergenlikte düşünün nasıl bir depresyon o ay rezil oldum, ya biri gördüyse diye.
Size anlatmış mıydım bir çok güldüğüm hikaye daha vardı. Galiba 10 uncu sınıftık. Tabi mat 3 aldığımıza göre 10. sınıftık. Orhan Patır diye bir matematik hocamız vardı kulakları çınlasın. Kredili sistemiz o zaman. Bizim okul da Edirne'nin biraz dışında. Servisle gidiyoruz ama kredili sistemde 9.-10. derslere kalanlara artık servis kalmıyor mecburen minibüsle dönülecek. Bizim okulun olduğu yerden de o saatlerde çok sık geçmiyor. Bir gün ders çıkışı Patır bizimkilere diyor ki çocuklar söyleyin minibüs şöförüne ben geleceğim beklesin. Sonra bizimkiler tam okuldan çıkarken Patır bir daha görüyor bunları, o sırada okulda arabası olan başka bir öğretmenle dönmeye karar vermiş, ve bizimkilere diyor ki çocuklar söyleyin şöföre ben gelmeyeceğim. Size belki çok komik gelmez de tabi ben insnaları falan tanıyınca öyle çok gülüyorum ki bu hikayeye. Bizimkiler de çok komiklerdi, minibüse binince adama "abi Patır gelmiycekmiş" diyorlar. Tabi şöfor bön bön bakıyo noluyo lan diye.

Hiç yorum yok: