19 Aralık 2011

Carlos Saura'dan Carmen

cumartesi sabahı öyle kötü uyandım ki anlatamam. hem fiziksel hem de psikolojik olarak korkunc durumdaydım. yarım saat kadar bağırarak ağladım. bi de aralarda anne beni niye bıraktın falan dedim hani kadın olsa sanki benim işime çaresi var. o kadar kötüyken işe gitmek zorunda olmak koydu biraz. neyse hastalığım tekrar nüksedince en azından pazar gitmedim. dün akşam bu filmi izledim. ne kadar özlemişim flamenco yapmayı. melek yel'i arayıp yeni kayıtların ne zaman başlayacağını öğrenmeye ve en azından haftada bir gün iki saat kendime vakit ayırmaya karar verdim. 2012 wishlistim oluşmaya başladım. flamencoya tekrar başlamak birinci sırada. oleeey.

kendimi akışa bırakan anı yaşayan kuruntusuz bir insan olmak ikinci sırada.

ya flamenco öyle bir dans ki bence onunla en çirkin kadın bile en çekici kadın olabilir. öyle bir zarafet. ben avukat olmak yerine dansçı olabilirmişim bence. herhangi bir dansçı değil ama flamenco dansçısı. bence. özetle film kardeşime çok gürültülü gelse de beni pek bir cosşturdu, kendimi, duygularımı, tutkularımı hatırladım resmen :)

Hiç yorum yok: