14 Ağustos 2010

kardeşim sen okuma bunları

Kızacaksın bana biliyorum. ama yazmam lazım.
mayıs ayında depresyona girdim. çünkü annemin kanseri kemiklere sıçramıştı. kemoterapi esnasında 600lerden 40-50'lere düşen değerler kemoterapiden sonra bir anda 700'e fırlamıştı. o haftasonu edirneye geldi. ilaç kullandığım ikinci gündü. halsizlik yaptı. bütün haftasonu yattım. annemin yanına bile pek gidemedim. o da çok halsizdi çünkü. ağıdan alınan ve büyük umutlarla beklediği hapı gelmişti ama yan etkileri çoktu. tansiyonunu çok kötü etkiliyordu. sonra istanbula döndüm. aslınd ao hafta raporluydum ama annemler üzülmesin diye söylemedim. salı gecesi antalyaya gidecektim. zaten haftasonu yani 29 mayısta iremlerin düğünü vardı. erken gidip biraz dinlenirim diye düşündüm. o gün bir beni terasta zıp zıp zıplatacak güzel bir gelişme oldu. sonra anlatırım. annemle konuştuk. sen nasıl mutlu olacaksan canım dedi bana. son konuşmamızmış tanrım. biz çiğdemle mülkiyelilerde yemek yerken kardeşim aradı. abla annemle konuşurken annem konuşamadı dedi. ağladı. ben de üzülme annem bazen ilaçlardan unutuyo biliyosun zor konuştuğu oluyo dedim. tamam dedi. sonra o da yanımıza geldi. sonra eve gittik. elifin arkadaşı yemeğe geldi. elif biftek pişirmek için annemi aramış. annem tavukları patatesle fırına koyuyorsun demiş. elif de anne tavuk değil biftek demiş. sonra annem konuşamamış.
sonra tam ben evden havaalanına gitmek üzere yola çıkacakken telefon geldi. annemi acile kaldırmışlar. hemen doktorunu aradım. dedi ki henüzbilmiyoruz mr çekilsin beyne sıçramadıysa sorun yok ama beyne sıçradıysa problem o zaman dedi. biz yola çıktık. hastaneye vardığımızda annem mr'dan çıkıyordu. sedyede yatıyordu. çocuksu bir konuşması vardı. ağlıyordu. napıcam ben, bitmedi mi, eve gidelim gibi şeyler söylüyordu.
devam edemeyeceğim.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

canım benim. seviyorum seni çok. tosunun.