25 Nisan 2010

Yazmak Bana İyi Geliyor

3 gün tatil sebeiyle Edirne'deyim. Annem ve teyzemin hoş sohpetiyle içim burularak kendimi yazmaya verdim yine. zor zamanlarımda bu blog çok oyaladı beni. bir süredir iyiydim, işlerim de çok yoğundu, az yazar olmuştum. işlerim hala yoğun. böyle zamanlarda olduğu üzere endişe katsayım artmaya başladı. yüreğimde fazldan bir kaç atış beni rahatsız ediyor. baksanız çok iyiyimasında. ama boş kaldığım anda yüreğime bir yanma çöker gibi olduğu anda kafamı yine uzaklaştırıyorum. bir umutluyum, bir umutsuz... sanırım hala şoktayım.
ayşe ninem... annemin babaannesi... onlu yaşlarının başında, balkan savaşı zamanlarına denk geliyor, yunanistan'ın soflu ilçesinden göç ediyor, malkara'nın rumlardan boş kalan sarıpolat köyüne. bu hikayenin öncesi var. önce çamlıca'ya sonra yunanistan'a geri vs... pek çok detay... yunanistan'da kalan büyük kiraz bahçeleri... gömülen altınlar... gömülen altınları almaya giden ve yunanlılarca kesilerek öldürülen baba ve diğer akrabalar. hastalık sebebiyle ölen bir anne... edirne harbinde ölen bir eski eş... sonra mehmet dedemle evleniyor... fatma hala, elif hala ve yaşar dedem. ninem bronşit. nineme baksınlar diye dedem askere gitmeden önce anneannemle evleniyorlar. ki ninem anneannemden 12 sene sonra vefat etti tam 92 yaşında... ama ne kadın. sülalede kime kötü isnat yapılsa hep adı anılır ayle ninenin. ayşe ninesi gibi inat... ayşe ninesi gibi pinti... ayşe ninesi gibi... ayşe nine yılanları ağaca vura vura öldüren bir kadın. evin içinde olan yaşar dedem ve tosunlarını yani annem, teyzem ve dayımı çok seven, ama ele gidip evlenen öz kızları ve torunlarına o kadar sevgi göstermeyen bir kadın. çok katı... eli çok sıkı... bir çocuğu ateşe düşüp ölmüş. ne acılar yaşamış kadın. yokluk görmüş... savaş görmüş... 1. dünya savaşında tepeye çıkıp top seslerini dinlerlermiş. biriktirdiği paraları babama vermiş bir seferinde gidip bozdursun diye ki paraların hepsi tadavülken kalmış. babam yine de kendisi para vermiş ona birşey söylemeden. elif halan nişanlısıyken damadı peynir istemiş ondan bir keresinde meze yapmak için, arkadaşları gelmiş çünkü, ninem onca peynir bolluğu içinde damadına peynir vermemiş diye anlatıyor annemler gülerek...
dedem köyün en varlıklısı... bir sürü hayvanları var... bir sürü gayrimenkulü... dedem 4 yıl askerde kalmış. dayım daha bebekken yaralar çıkmış cildinde. biririne götürmüş okutmaya dayımı. demiş sen hamilesin sütün bozulmuş ondan. anneme hamile anneannem. eve dönene kadar ağlamış. ne yapacağım ben diye... daha küçücük çocuğu var... kocası askerde... evde ninem ve dedemin söz geçiyor... dedem olmayınca da ninemin... o zamanlar çalıştıracak işçi bulmak çok zormuş... haliyle evdeki herkes çok çalışıyor... pamuğum dünyaya ilk adımını bu ortamda atmış.
dedemin ruhsatlı bir silahı varmış. bir sepete koyup tava asarlarmış çocuklar ulaşmasın diye... korunacak çok şey var... malkara'ya ilk şubelerini açan bankalar dedemi açılışlara çağırırlarmış. teyzem işe gireceği zaman bankalardan biri dedeme demiş ki paranı bize getirirsen kızını hemen işe alırız...
ortaokulu malkarada okumuşlar. bir ev tutmuşlar. ninem de başlarında. ama ninem annemleri sinemaya pek göndermezmiş. dedeme de şikayet edermiş sinemaya gitmek istiyorlar diye...
sonra, bu çok komik gelmişti bana, teyzem ve ninem malkara'da yaşıyorlar, çünkü teyzem malkarada ortaokula gidiyor ama annem ve dayım tekirdağ'da yaşıyorlar çünkü onlar liseye gidiyorlar. teyzem daha yakın eve :)
o zaman rahatlar dayım annemi sinemaya götürüyor bol bol... yılmaz güney'den arkadaş, umut...
dedem pinti ama bol bol harçlık veriyor onlara. dayıma diyor ki sigara içme ama yemenizden içmenizden kesmeyin...
anneannem süper kadın. bende ondan kalma bir kırka var mesela saf yün. belki 50 senelik hırka. kendi koyunlarındna yün yapmış. ayva yaprağıyla boyamış. bordo kırka. sonra da görmüş. ama nasıl güzel bir hırka anlatamam. evde pikelerimiz var anneannemin dokuması. güzelliğini tarif edemem en iyisi resmini çekip koyayım bir ara...
köyde ilk traktör, ilk radyoi lk araba dedemde. hatta ilk koltuk da dedem de, insnalar görmeye geliyorlar...
3 ev var şu anda yanyana. en aşağıdaki ilk ev. ahşap tavanlı. sonra ortadaki beton ev yapılıyor. o da köydeki ilk beton ev. koltuk takımları orda. genel misafirler yatırılıyor. dedemle anneannem de burada yatıyor bazen. aşağıdkai evde çocuklar ve ninem.
anneannem öldükten sonra son ev yapılıyor. 2 katlı, kaloriferli, klozetli falan. alt katı dedemin mağazası. tacir de aynı zamanda dedem.
bizi traktarörün römorkuna bindiriyor. römer buğday doluyor. biz o buğdayların üzerinde oynuyoruz. sonra mağazaya boşaltılıyor onlar. biz mağazadaki buğda dağında oynamaya devam. bir keresinde popomu böcek ısırıyor. dedemin kocaman kantarı var. çuvalları tartmak için. üzerine çıkıyoruz, bizi de tartıyor.
annem korkuyor tarktör kullanmaya. sadece tarlanın içinde dönüyor. teyzem dedem yokken traktörle keşana gidip mal alıp geliyor. öyle de çetin ceviz.
süslüler de tabi. mini etekli, topuklu ayakkabılı resmileri boy boy. annem doğal sarışın, mavi gözlü..
anneannemin saç rengi benimki gibi ama o yeşil gözlü. dedem kenan evren'e benziyor. fiziği de faşistliği de...
anneannem yorgun... çok hasta... annem yeni çalışmaya başlamış. annemi her haftasonu görmeye geliyor... babam anneme aşık. o da geliyor annemi görmeye... anneannemi ziyarete... annemleri alıp geleceğim isteyeceğiz diyor. sonra nişanlanıyorlar. her haftasonu köydeler. babam ortadaki misafir evinde yatıyor :)
dayımla yengemin böyle bir hikayesi var. bunlar nişanlılar. yengem o sıralar almanya'da yaşıyor. arada köye geldikleri bir zaman. dayım merdiveni dayamış yengemin camına. tam merdivenin ortasındayken yengemin amcası geliyor Selahattin Amca. Arabanın farları doğrudan dayımın üzerinde. dayımda oracaıkta kalakalıyor. aşağı inemez, yukarı çıkamaz. Selahattin amca onları utandırmasın diye görmemiş gibi yapıp gidiyor :)
Ara not: Selahattin Amca'nın büyük kızı Jenifer Lopez'in abisiyle mi kuzeniyle mi ne evli :)
Velhasıl annem 23 yaşında bana hamileyken 1 Mart 1979'da anneannem karaciğer kanserinden vefat ediyor. ben anneannemi hiç görmedim. sadece kuzenim eylem görebildi. o da zaten 2 yaşındaydı anneannem vefat ettiğinde. pek birşey hatırlaıyor. ben sadece ninemi hatırlıyorum. çok yaşlı... yukarıda son ev varken bile o en alttaki eski evde yaşamaya devam etti. anneannemin senesi dolmadan dedemin evlendiği kadın öyle pek anneannem gibi hürmet etmedi tabi nineme...
ben hep korktum annemin de bir gün kanser olmasından... 2002'de oldu. geçen yıl yine. şimdi de kemik... lenfler.... oldukça yayıldı. daha hiç ağlayamadım. çünkü umutluyum... annem çok güçlü... annesinin kızı değil, ayşe ninesinin torunu o... pamuk da olsa, naif de olsa, melek de olsa onun içinde bir ayşe nine var. nasıl ki 7 sene boyunca tekrarlamayan mucize oldu, yine olacak...
bu arada siz bana birşey sormayın ama... konuşasım yok çünkü... güçlü de olsam, iyi de olsam, konuşamıyorum hala. dilim söylüyor, elim yazıyor ama beynim hala algılamıyor durumu. o yüzden burdan takip edin siz gelişmeleri ve bana birşey sormayın. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Kalın sağlıcakla...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

sevdiceğim.. iyi olucak herşey. seviyorum seni.
çiğdem..

Turuncu Gezegen dedi ki...

Canım Zeynepcim.. İyi haberleri buradan okuyacağıma inanıyorum.. Tüm iyi dileklerim ve olumlu düşüncelerim seninle beraber.. öpüyorum seni çooooook çok