13 Ekim 2009

eve dönüş

Pazar sabahı kaltıktan sonra Ümitköy'deki Park Caddesi'ne gittik ve oradaki bir pastanede kahvaltı ettik. Park Caddesi bir sürü cafenin olduğu bir sokak aslında. Ankaralıların cadde kavramı bizimkiyle oldukça farklı. Sonra da daha fazla oyalanmadan yola koyuluyoruz. Bolu taraflarında manzara yine muhteşem. Tüneli geçtikten bir süre sonra sağda Berceste'de duruyoruz.
Çay içip çekirdek çitiyoruz. Çiğdem ve Serdar kuzu pirzola yiyor. Tadına bakıyorum gerçekten kokmuyor. Enteresan. Ben bile yedim ama kardeşim kesinlikle tatmıyor.
Aşağıdaki kurutulmuş yaban mersininden bol bol alıyorum, çünkü kansere falan iyi geliyormuş, bilemiyorum artık. Ama tadı gerçekten güzel.
Bu zeytinden aldık :)
Bu Erzincan tulumundan aldım ki gerçekten ama gerçekten muhteşem peynir.
Bu çok keçi keçi gözüktü almadım.
İsli peynir severiz, çerkez isli peyniri tuzsuzdu, o sebeple tuzlu olan abaza isli peynirinden aldım. bir de bal. umarım doğaldır. sonradan insanlar dediler ki mısırçarşısında var hepsi hem de daha ucuz. neyse ne bilemyim ilk kez berceste kültürüm oldu benim.
by Çiğdem...
by Çiğdem...
Şehr-i İstanbul görüktü (bilerek yazdım). by Çiğdem...
by Çiğdem...
Bu güzel seyahatten dolayı başta evlenen Ayşegül ve Egemen'e, bizi oraya götüren Serdar'a, gezdiren Şeymoş'a ve arkadaşlıkları için Çiğdem ve minnoş kardeşime teşekkürler :)

1 yorum:

Şeyma dedi ki...

Zeynum sen gel yeter ki, ben seni deli gibi gezdirmez miyim :)