24 Eylül 2009

Bir Film ve Ben

Dün gece P.S. I Love You'yu izledim. Kimse izlemesin o filmi. Yasaklasınlar da. Görüntüler çok güzel. Adamla kızın tanışma sahnesi çok güzel. Ama o kadar çok üzüldüm ki. O kadar çok ağladım ki. Gece yatağa yattıktan sonra da uzun süre ağladım. Çok çok üzüldüm. Ölüm kadar korkunç bir şey yok sanırım.
Yatakta ağlarken anladım bayram tatilini kendime ve anneme neden zehir ettiğimi. İnsan normal hayatını özlüyor en çok. Sıradan. Annesine kızabilme özgürlüğünü, onun size yemek yapmasını. Herşey normalmiş gibi davranmaya çalışmaktan çok yoruldum. Ve hiçbir şeyin normal olmadığını görmek beni çok üzdü. Üzüntü de her zamanki gibi asabi yaptı. Bir gün sen Elif'i daha çok seviyorsun diye küstüm anneme. Sonra karşıki komşu giyinmiş süslenmiş bayram gezmesine giderken içerde hasta yatıyor diye kızdım. Çocuk olmak istedim yine. Annemin çocuğu ben olayım, o bana baksın, yemek yapsın bize.
Sanki arkamdan kurmuşlar beni gibi yaşıyorum. Amaçsız, umutsuz, mutsuz. Öyle yaşıyorum gibi. Sanki his yok içimde gibi. Giderek paranoyaklaşmaktan, acaba ben hasta mıyım diye düşünmekten yoruldum. Saçma sapan herşeyi kafama takmaktan, hergün sırayla birilerine uyuz olmaktan, sonra bu kötü düşünceleri kafamdan uzaklaştırmaya çalışmaktan yoruldum.

1 yorum:

Selma Yıldırım dedi ki...

Zeynepcim, bu yazıyı okurken gözlerim doldu.. 2005 ten beri Hülya ve benim hayatım da hep hayatın bir gün normale döneceği umuduyla geçti.. Hayat arasıra normalleşti ama çokça üzüldük bu süreçte.. Senin o "insan normal hayatını özlüyor" sözün tam da benim hissettiklerimi tanımlıyor, aslında sanırım ben de eski hayatımı özlüyorum çünkü şu anın normali de ne yazıkki bu durum oldu.. annemin bir gün öleceği düşüncesi aslında ne kadar uzaktı eskiden, eski normalim buydu.. yeni normale uyum göstermek zaman alıyor.. o kadar benzer şeyler ki anlattıkların yaşadıklarımla, yüreğimde hissettim hepsini.. ben de her seferinde diyorum ki bu sefer anneciğimi üzmeyeceğim.. ama hep kendimi suçlu hissederek dönüyorum ve iki yıl önce ayrımsadım ki aslında ben de onun hastalanmasına kızıyorum en temelde.. hastalanarak mutlu geçireceğimiz zamanları aldı elimizden gibi.. herkes annesi ile değişik şeyler yaparken benim annem hep evde, hep yatıyor :( çok kıskanıyorum sağlıklı ebeveynlere sahip olan arkadaşlarımı ama sonra düşünüyorum hasta da olsa hayatta olması ne güzel :) Ama içten içe kızıyorum ona sonra tuhaf şeylere patlıyorum, aslında kimseye göstermeyeceğim tepkileri gösteriyorum ona.. neden kendine daha iyi bakmadı? neden hala iyileşemedi? falan diye düşünüyorum sanırım alttan alta.. sanki bu onun tercihiymiş gibi.. istiyoruz ki hayat kontrolümüzde olsun ya da en azından öyleymiş gibi yapalım ama olmuyor.. hastalıklar da öyle, diğer tatsız şeyler de.. ben artık diyorum ki bunlar "hayat zorlukları ve herkes yaşamında farklı farklı zorluklar yaşıyor, ben de bunları yaşıyorum.. bazen arka arkaya.. ama bunları yaşamama gibi bir tercih şansım yok, o zaman başetmeye çalışmak tek tercih".. ama o kadar iyi biliyorum ki o sırtından vurulmuşluk hissini, herşeye küsmeyi, öfkelenmeyi ve neden ben demeyi... beni rahatlatan tek şey tüm bunları yaşayan tek kişi olmadığımı bilmek, hayatta herkesin karşılaştığı farklı zorluklar var.. sana da sadece hissettiklerin de yalnız değilsin ve tüm bu duygular anormal değil sadece eski normalinden farklı durumlara (bir anlamda anormal durumlara) verdiğin normal tepkiler demek istedim.. mucizelere inanmayı, bir gün herşeyin eskisi gibi olacağına umutlanmayı çok istiyorum.. güzel şeyler oluyor hayatımızda ama eskisinden farklı güzel şeyler.. umarım arada, hayatı biraz daha normal diye tanımlayabiliriz..