27 Temmuz 2009

fala inanmama sanatı

Lise'de 4 yakın kız arkadaştık biz. Hala çok yakın arkadaşlarız ama bir tanemiz Almanya'da, bir tanemiz de USA'da yaşıyor. Almanya'da yaşayanımız Almacı oldu yıllık izne geldi Türkiye'ye. Haftasonu annesinin yazlığında ziyaretlerine gittim. Kızı Eda dünya güzeli kızıl saçlı ve bir kız. 3,5 yaşına geldi ama çocuğu dördüncü görüşüm. Haliyle de çocuk beni tanımıyor. Ama teyzeyim ben falan kesmiyor, kızanı mıncıramadım doğru düzgün. Neyse efenim konuyu saptırmayayım biz arkadaşımla hasret giderdik amma gümüşyaka'da ikamet eden falcıya da gitmemezlik edemedik.
falcı bir kısım şeyleri bildiği gibi, bir de eski manitadan yani mayıs 2006 (bkz. "Eskilerden")'dan bahsetti. Artık bu olmayacak, görüşmeler, konuşmalar da azalmış, hayatında kıvırcık saçlı biri var unutmuş seni dedi. anam kör ölmüş badem gözlü olmuş bir içlendim ben bu duruma ki bildiğiniz gibi değil. yani mevzu tamamen egosal mı ya çok acıklı halim o zaman. hem ilişki olmayacak, hem ayrıl adamdan, hem isteme, hem de seni unutmasını isteme, izin verme. hem tiksindim kendimden hem de çok üstüme gitmedim, en nihayetinde çok insani bir duygu bu.
ben ki hukuk fakültesi mezunu, koskoca şirket avukatı insan gittim falcının dediğine kafayı taktım bir de e-mail attım kıvırcık saçlı manita mı yaptın diye. bir suru konustuk falan yapmamis oldugunu ogrendim rahatladim :) of biz kadın milleti ne manyaaz yaa... hiç bana bok atmayın ben anlatıyorum, anlatmayınca siz manyak değil olmuyosunuz biz sadece sizinkileri bilmemiş oluyoruz...

Hiç yorum yok: