Dijital Sisifos: Sosyal Medya Estetiği Kölelerine Karşı Bir Başkaldırı Manifestosu
Kusursuz akışların, Pinterest estetiğinin ve algoritma döngülerinin içinde silinip gitmekten kendimizi kurtarmak için Albert Camus’nün felsefesini kullanabilir miyiz? Eveeet, geldik 21. yüzyılın en parlak, en yüksek dopaminli ve en sahte illüzyonuna; o asla bitmeyen "beğeni", "estetik" ve "onaylanma" kayasını her gün yukarı iten Dijital Sisifosların dünyasına. Camus ile bu kez de ev içi mutfakları ve klimalı plaza hücrelerini geride bırakıp, her sabah ekranı açtığımız an perdeleri düşen o piksellerden örülü dağı ciddiye alalım. Bu evreni sadece parmaklarımızla kaydırarak değil, düşünsel olarak da masaya yatırmanın zamanı geldi. Tam da bu dijital sarmalın içinden geçerek soralım: Camus’nün kavramlarını ödünç alıp, onları ekran bağımlısı modern insanın hayatına geri yazarak kendimizi bu sanal kölelikten kurtarabilir miyiz? Sosyal medya kölesi, Camus’nün Sisifos Söyleni ’nde anlattığı o döngünün kelimenin tam anlamıyla zirvesidir. Her sabah aynı alarm, tel...