Diaspora Arafı: Göçmenler İçin Bir Başkaldırı Manifestosu
İki gökyüzü arasında sıkışıp kalmak, sınırların ve aidiyetlerin yükünü taşımak: Sürgünü ve yabancılığı mutlak bir özgürlük eylemine dönüştürmek için Albert Camus’yü nasıl kullanabiliriz? Seni büyüten, toprağına bastığın o ilk ülkeye tek yönlü bir uçak bileti aldığın an, iç dünyanda sessiz ve derin bir bölünme başlar. Kendine ister "göçmen" de, ister "expat" ya da "küresel göçebe"; yaşadığın gerçeklik tamamen aynıdır: Sen artık Araf ’a, yani diasporanın o kozmik ve psikolojik arafına adım atmışsındır. Artık bölünmüş bir bilinçle yaşarsın. Yeni geldiğin ülkede, soğuk bürokrasi dairelerinde mekik dokuyan, vergi dilimleriyle, dil sertifikalarıyla ve "kusursuz bir uyumla" değerini kanıtlamaya çalışan kalıcı bir "Öteki"sindir. Eski memleketinde ise artık bir yabancısındır; gitmeyi seçen, geride kalanlar tarafından hem gizli bir gıptayla hem de ince bir yabancılaşmayla izlenen o kişi... Kendisi de bir Pied-Noir olan (Cezayir doğumlu bir Fra...