Dijital Çöpçatanlık Sisifosları: Sağa Kaydırma ve "Ghosting" Kıskacında Bir Flört Manifestosu

Her gün aynı hüsrana döneceğimizi bile bile o "Match" kayasını dağın tepesine itmek: Albert Camus modern flört dünyasını görseydi ne yapardı?

Eveeet, geldik zurnanın zırt dediği, modern insanın ruhunu en çok hırpalayan, dopamin fakiri o meşhur arenaya: Dating App’lere ve bir nükleer atık tesisine dönmüş olan modern flört ortamına.

Camus’yü Paris kafelerinde trenchcoat'uyla sigara tüttürürken hayal etmek kolay. Peki Camus’nün eline bir akıllı telefon verip Tinder, Bumble ya da Hinge’e soksaydık ne olurdu? Düşünsenize: Profiline "Hayat anlamsızdır ama benimle kahve içerseniz bu absürdü omuz omuza göğüsleyebiliriz. Boyum 1.83 (önemliyse)" yazan bir Albert. Sağa kaydırıyor, eşleşiyor, ilk mesajı atıyor ve bom: Ghosting. Karşı taraftan asla cevap yok. İşte absürdün dik alası! Camus o meşhur "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum" cümlesini, modern flört dünyasında yaşasaydı muhtemelen şöyle revize ederdi: "Bugün beni ghostladı. Belki de dün silent’a aldı, bilmiyorum."

Mitolojik Sisifos’un bir günahı vardı, tanrılar onu cezalandırmıştı. Peki modern insanın günahı ne ki her pazar gecesi o tavan yapan yalnızlık hissiyle Tinder dağının eteğine çöküp, o "doğru insan" kayasını yukarı itmeye çalışıyor? Gelin bu berbat flört ortamını Camus’cü bir berraklıkla, ama biraz da halimize gülerek masaya yatıralım.

ABSÜRD BİR FLÖRT DÜNYASINDA HAYATTA KALMA MANİFESTOSU

Algoritmik Aşkların ve Dijital Hayaletlerin Anatomisi

1. Kural: "Ghosting" Senin Çirkinliğin Değil, Sistemin Absürdlüğü

Birisiyle üç gün harika konuşursun, tam buluşma planı yapacakken pat diye ortadan kaybolur. Sanki o insan hiç var olmamış, parmaklarının ucunda eriyip gitmiş gibi. Kendini sorgulamaya başlarsın: "Acaba son attığım emoji mi çok riskliydi?"

Komik Hakikat: Hayır dostum, sorun senin emojin değil. Karşı taraf o sırada muhtemelen beş farklı chat'i aynı anda yönetmeye çalışırken devreleri yaktı ya da daha "estetik" bir profil bulduğu illüzyonuna kapıldı. Camus’ye göre absürd, senin yetersizliğin değildir; senin anlamlı bir bağ arayan bilincinle, herkesin birbirini "hızlı tüketim malzemesi" olarak gördüğü dating app marketinin çarpışmasıdır.

2. Kural: Profillerdeki "Aşk Değil, CV" İllüzyonunu Çöz

Dating app’lerde gezinirken insan profili mi inceliyorsun yoksa LinkedIn’de üst düzey yönetici mi arıyorsun belli değil. "Gezgin, şarap gurmesi, CEO, snowboard tutkunu, sadece entelektüel derinliği olanlar yazsın." Herkes kendi hayatının pazarlama müdürü olmuş.

Komik Hakikat: O profildeki kusursuz insan gerçekte yok. Gerçek hayatta hepimiz sabahları ağız kokusuyla uyanan, faturaları düşününce içi sıkışan, bazen saatlerce boş boş duvara bakan defolu canlılarız. Şirket maskesini düşürmek ilk kuralımızdı; dating app maskesini düşürmek de ikincisi. Karşındaki insan bir "proje" ya da "kariyer basamağı" değil. Profili kutsallaştırmayı bıraktığın an, o sahte podyum çöker.

3. Kural: "Talking Stage" (Konuşma Evresi) Sömürüsüne Sınır Çiz

Modern flörtün en büyük absürdlüklerinden biri: Haftalarca, aylarca "konuşma" evresinde kalmak. Sevgili değilsiniz, arkadaş değilsiniz, flört gibi ama tam da değil, her sabah "günaydın" yazılıyor ama ortada bir ilişki yok. Tam bir kurumsal araf!

Komik Hakikat: Sistem seni o "Acaba neyiz?" arafında tutarak uygulamada geçirdiğin süreyi (screen time) artırmak istiyor. Sana sürekli "Premium alırsan seni kimin beğendiğini görürsün" vaatleri satıyor. Camus’nün "sınır" kavramını buraya uygula. Net ol. Üç hafta boyunca sadece günaydın-iyi geceler mesajı atan ama bir kahve içmeye vakit yaratmayan adama/kadına kibarca şunu de: "Ben bir algoritma simülasyonu değilim, etten kemikten bir insanım. Haftaya kahve içmiyorsak bu taş burada kalır, ben aşağı iniyorum."

4. Kural: "Love Bombing" ve "Breadcrumbing" Narkozunu Reddet

İlk hafta seni dünyanın en özel insanı gibi hissettirip (Love Bombing), ikinci hafta önüne sadece kuş yemi gibi küçük ilgi kırıntıları atanlar (Breadcrumbing)... Bu, plaza hayatındaki "Geleceğin çok parlak" deyip seni hafta sonu çalıştıran müdürün taktiğinin duygusal versiyonudur.

Komik Hakikat: Bu bir kurumsal metafizik tesellidir. Gelecekteki muhteşem bir aşk vaadiyle bugünkü vaktini ve enerjini sömürürler. Unutma, Camus ne diyordu? "Önemli olan en iyi yaşamak değil, en çok yaşamaktır." Buradaki "en çok", sana verilen sahte sevgi vaatleri değil; omurganın dik olduğu, manipüle edilmediğin, ne olduğunu bildiğin net anların toplamıdır.

BÜYÜK RESİM: ALGORİTMA BİZE NEDEN AŞKIVERSİN?

Büyük resme çıplak gözle bakalım: Tinder ya da Bumble senin o doğru insanı bulmanı GERÇEKTEN ister mi?

Elbette hayır! Eğer sen o aradığın ruh ikizini bulup mutlu bir ilişkiye başlarsan, uygulamayı telefonundan silersin. Yani şirket bir müşteri kaybeder. Adamların iş modeli senin "yalnız kalman" ama "umudunu da kaybetmemen" üzerine kurulu. Seni o dağın eteğinde tutmak zorundalar. O yüzden önüne sürekli hafif kusurlu, biraz uyuştuğun ama tam da uymayan profilleri çıkarıyorlar ki kayayı tam tepeye çıkaracakken hop, aşağı yuvarlansın ve sen premium üyelik satın al.

Son Söz: Pazar Gecesi Uygulamayı Açarken...

Pazar gecesi o yalnızlık hissi yine gelecek. Elin refleks olarak o alevli logoya gidecek. Dijital Sisifos ekranı kaydırmaya başlayacak.

Ama bu kez o ekrana, evlilik hayalleri kuran ya da reddedildiğinde "Ben neden sevilmiyorum?" diye ağlayan o kurban olarak bakmayacaksın. O naif, sistemin oyuncağı olmuş aşık artık öldü.

Telefonu eline alacaksın, önüne düşen "Yalnızca seyahat etmeyi sevenler eklesin" profiline hafif hınzır bir tebessümle bakacaksın. Sağa ya da sola kaydırırken kararı CEO’lara, algoritmalara ya da karşı tarafın egosuna bırakmayacaksın.

Çünkü sen artık o oyunun değil, kendi absürd özgürlüğünün bilincindesin. Ekranı kapatıp, kahvenden bir yudum alıp, gerçek dünyadaki arkadaşına "Yahu bu aplikasyonlar tam bir tımarhane" diye mesaj atıp güleceksin. Dijital Sisifos bu gece o sahte aşk kayasını Tinder dağının tepesinden aşağı fırlatıyor ve kendi hayatını, kendi gerçekliğini militan bir ciddiyetle yaşamaya başlıyor!

Yorumlar

Popüler Yayınlar