18 Temmuz 2011

şurdan burdan

her zamanki ben... yoğun çalışmaya başlayınca yine boş şeylerden bahsetmeye başlıyorum. manitaya da bahsetmem umarım çok fazla :) efenim yukarıda gördüklerinizle bu yazı geçiriyorum desem yeridir.

Chanel 54 numero "boy" ruj. çok güzel. uzun süredir aradığım hafif pembesi dudak rengi.

YSL yaz serisinden sheer candy. bakmayın öyle cart pembe durduğuna aslında parlatıcı gibi. Burts Bees'in almond milk'li el kremi. benim için biraz yağlı açıkçası.

Burt's Bees lemon butter cuticle cream ise hayatımın olmazsa olmazı. hep yanımda. manikür süresini geciktiri. etleri yumuşatır. hastasıyım. sanırım 5 senedir kullanıyorum.

YSL allık. nakmayın tupturuncu durduğuna çok güzel duruyor. brozken de değilken de.
yeni işte öyle pembe, bordo, kırmızı vs yasak. biliyorum garip ama ysak işte :( o yüzden kaldık frenchlere, pembelere. cuma gecesi düğün vardı o yüzden kırmızı sürdürdüm aman ne özlemişim. bugün işe gelmeden önce çıkardım ama :( burda da işte bu pembeyi sürdüm.

güzellik için en mühimi bol su içmek aslında. ofiste yanınıza bir cam şişe alırsanız hep gözünüzün önünde olursa daha çok içersiniz üstelik ne kadar içtiğinizin de hesabını tutabilirsiniz. benim hep olmuştur ama şişeyi doldurmak zor gelince yine içemiyor işte insan.
bundan önceki işimde çaycı bize servis yapıyordu o yüzden çok rahat oluyordu ama bu işimde hem o yok hem de su uzak :) Bu konuda en iyisi Paşabahçe. Bir önceki su şişem daha şıktı. Onu sevgilime verdim işten ayrılınca. Şimdi de bu aşağıdakini aldım yine Paşabahçe'den. Bu da sevimli işte :) Üstelik "What the bleep do we know" filminden hatırlarsanız suyu güzel şişeler içerisine koymak çok önemli.


Mart ayında Almanya'daki kankitom Elif'i Ulm'de ziyaret etmiştim. Ondan öğrendiğim birşeyle uzun zaman önce internetten aldığım Bobbie Brown marka ve çok kalın çıktığı için kullanamadığım far fırçasını kullanmaya başladım. aşağıdaki gördüğünüz beyaz farı çok kalın fırçayla göaltı ve üstüne sürünce çok güzel aydınlatıyor. fırça çok kalın olduğu için de Bülent Ersoy gibi olmuyorsunuz.


bu da ikinci kez kullanmaya başladığım gözaltı kapatıcısı daha ziyade aydınlatıcı olan YSL touche eclat (tuş ekla diye okunuyor). haftasonu almanyadaydık düsseldorf freeshopunda bir mascara bir bu bir de küçücük göz makyaj çıkarıcısı 29 euroydu. hemen aldım ama rimel aşağıda anlatacağım gibi çıkmadı. eski galiba. beğenmedim pek.


Evet işte son zamanlarda en beğendiğim rimel. rengi de mürdüm. hep bunu sürüyorum bu sıra çok memnunum. diğer küçük far fırçası size daha önce anlattığım keisk uçlu far fırçasına muadil. hani farı kalem gibi çektiğimiz. işte bu biraz daha buğulu gibi yapıyor uç itibariyle. smash box yeşil farımı da tabi ki kalem gibi sürüyorum. asla bir far insanı olamadım ne yazık ki.


Bu da manitamın bana sevgililer gününde aldığı kalem ve kılıfı. cross marka efenim ve çok güzel. ama maddi değerinden ziyade bana bunu verirken neden bu kalemi seçtiğini anlattı ve beni benden aldı. maşallah diyin efenim bakmış bu ben nasıl uçlu kalem kullanıyorum kalemi nasıl tutuyorum, onun daha kalın kalemini kullandığım zaman nasıl elimde iki ü sefer çevirip yerleştiriyorum falan. ay yicem ben onu yaa...


kadın çok güzel olmamış mı hey


Bugün hayatımda ilk defa diyetisyene gideceğim. 54 kg oldum. yani çok sıkı diyet yapacağımdan değil ama bana bazı tiyolar versin falan. ne bileyim. anlatırım size süreci bakalım nasıl olacak. bu arada 2 haftadır sigara da içmiyorum. iştahım çok açılmadı ama belli olmaz. ben yine de diyetisyene giderek önlemimi alayım diye düşünüyorum. hedefim 49-50 kg. spor üyeliğim var ama yapamıyorum maalesef.

Hiç yorum yok: