03 Ağustos 2009

Öylesine Bir Haftasonu (2 Ağustos 2009 Pazar)

Pazar sabahı çok daha iyi kalktım ve annemlerle gerçekten güzel bir gün geçirdik. Bir sürü ev işi yaptık aslında. Yapabildiği herşey yapmasına izin vermek lazım. İlk başlarda çok kızıyorduk ama söylenen en önemli şey bu. Sakın karışmayın. O zaten gücünün yettiğini yapıyor. İş yaptıkça da hem kendini dinlemiyor ki yan etkiler daha az hissediliyor, hem kendini hala işe yarar hissediyor ve hasta hissetmiyor.
Sabah yengem akıtma yapayım dedi ama hayır dedim hayır. Ben ki sigara gösterdiğim iradeyi, yemeklere mi gösteremeyeceğim. İnamazsınız, hayatımda ilk kez akıtmaya hayır dedim. Akıtma ne derseniz trakyanın krebi, pancake'i bir nevi derim. Ama daha güzeli. Hepsine beş basar :) Bir gün yapara fotoğrflar tarifleri buradan veririm. Kahvaltıdan sonra mutfağı topladıktan sonra biraz gazete okudum. Yengemin burada olması sebebiyle evimize daha önce hiç girmemiş bir gazeteyi de ilave olarak almakaya başladık. Kendisi "Posta" gazetesi. Fakat Türkiye'nin en çok okunan gazetelerindenmiş. TV'deki reyting rekotmeni programları düşününde buna da şaşmamaka lazım. Bana çocukluğumuzun Tan gazetesini hatırlattı. Tan gazetesi evimize hiç girmedi ama bakkalda görürdüm hep baş yazısını. Sakallı bebeği unutmuyorum mesela. Merak ettim alalım babama dedim de almadı. İyi ki almamışsın babacım. O zamanlar insan bilemiyor bunu. Bunun gibi topuklu takunyalardan da almamıştı annem bana. O zaman çok üzülmüştüm ama iyi almamışsın annem. Ben olsam ben de almazdım valla. Neyse konuyu dağıtmayalım Pazar Postası'nın en arka sayfasında Aytül Ferquharsan diye bir kadının "Boston Mektubu" köşeli bir yazısı vardı. Özetle diyor ki, "Çocukluk arkadaşı gelecekteki başarının anahtarı. ........ Çocukluk arkadaşları bize karşı aile fertlerimizden daha dürüst eleştirilerde bulunabiliyor. Bu özellik 7-8 yaş çocuklarında önem kazanıyor. [Zeynep olarak heme araya giriyorum bo çocukların acımasızlıkları ile ilgili. Sanıyorum ki 5-6 yaşlarımdaydım. 2 adet anım var hiç unutamadığım. Hayatta haksızlıklar karşısında cinnet geçirir gibi tepkiler vermem bugünlere dayanıyor olabilir mi acaba. 1) Komşumuzun kızı Banu. Esasen benim arkdaşım değil ama mahallede takılıyosun en nihayetinde. Biraz zeka problemleri var. Bizden de büyük ve sürekli sınıfta kalıyor. Oyun oynuyoruz. Bunların ev tek katlı müstakil. Elimizdeki meyveleri bunların çatıya atıyoruz. Armuttu sanırım meyveler. Bahar, Banu ve ben üçümüzüz. Benim esas arkadaşım Bahar. Meyveler bitince Banı diyor ki taş atalım. Olur olmaz derken onların evi, o atalım deyince fazla direnemiyoruz atıyoruz. Ve bingo... Banu camı kırıyor ve anında anneeeee Zeynep camı kırdı diye bağırıyor. Bu haksızlığı hiç unutamam. Hala böyle insnalar var. Hep vardı, hep olacak. Bu insnaları aileleri nasıl yatiştirmiş hiç anlamam veremem. Gerçi büyk konuşmayayım benim de onunki gibi annem olsaydı korkudan ben de psikopat olabilirdim. 2) O zaman oturduğumuz mahalle, yukarıdaki anıdaki mahalle ile aynı, gelir seviyesi bakımından değil ama eğitim ve kültü seviyesi bakımından biraz düşük bir mahalle. Kendi evimiz yapılanan kadar 1-2 yıl kiracı olarak yaşamıştık. Sonrasında taşındığımız site (Keşan-Yeniken Yapı Kooperatif Evleri) en güzel yıllarımın geçtiği yer. Neyse, annem de kardşeimle bana bileklik lamış. O zamanlar az böyle şeyler. Öyle bir mahalle anlayın aileler çocuklarına pek böyle şeyler almıyor. Bir Bahar ve bir kaç kişi bizim gibi. Geri kalanlar tırt. Benden 2 yaş kadar büyük bir kız var. İnanın bilekliğimle hiç hava falan yapmadım yemin ediyorum. Bizimki hasetinden beni Zeynep gelsene diye kenara çekiyor ve bilekliğimi koparıyor. Ben ağlamaya başlıyorum. Bu birincisinden de fazla koyan bir anıdır. Fazla söze gerek yok sanırım. Yazık minnoş bana.] ...... Çocukluk arkadaşları romantik işlişkileri de etkilermiş. [Burada yine Zeynep olarak girmek istiyorum. Tamam çocukluğum güzel geçti, sokakta, ağaç tepesinde geçti. Çok arkadaşım vardı. Bugün de o kadar çok arakadaşım var ki hepsine ayrı ayrı laf anlatmayayım diye blog kurdum. Ama hangi safhada bir travma yaşadım ben ki romantik ilişkilerim, arkadaşlık ilişkilerimin tam tersi oldu. Külliyen yalan vallahi.] .... Çocukluğunda utangaç ve sıkılgan olan anneler çocuklarının başka çocuklarla arkadaşlık kurması için ellerinden gelen herşeyi yaparken, tam tersi olarak anne babası çocukluğunda özgüben problemi yaşamayan ve kolayca sosyal ilişki kurabilenler ben nasıl yaptımsa o da yapar mutlaka mantığıyla hareket ediyorlar.
Bu yazıyı buraya bu sebeple aldım. İleride çocuğum olursa bu yazıyı unutmamam ve aynı hatayı yapmamam için. Moleskine'ime not almıştım bunu. Sonuna da şunu yazmışım, "posta da ne sakil gazete".
Yazı karakteri izin vermediğinden kesiyorum devamı gelecek.

Hiç yorum yok: